Muzaffer Acar

Zihinsel ve ahlâki yakınlık emsal duygusunu yaşama yetimizden (ve istekliliğimizden) ibarettir; yani öteki kişileri bizim gibi özneler olarak kavrama, onların da kendi hedefleri ve bu hedefleri gözetmeye hakları olduğunu, bizimkine benzer duygular yaşadığını, benzer zevk alma ve acı duyma özellikleri taşıdıklarını kabul etme yetimizden ibarettir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Eski hesapları düzenleme istenci geçmişe yönlendirir ve bu [Nietzsche’nin edebi sözcüsü Zerdüşt’ün ifade ettiği gibi] istencin diş gıcırdatması ve bir başına çektiği eziyettir.” “Anın dayanma gücü”, “yeni başlangıç” denemelerinin ölüm çanıdır diyebiliriz. Yatkın bir kulak açısından bunun sesi, “yeni başlangıca” girişilmeden çok daha önce işitilebilir olacaktır. Kendi kendinin efendisi olmanın oluştuğu gebelik döneminde, pek çok embriyonun yaşamı düşükle sonlanır.
Günün ilk ışıkları tanyerinden yükselmeye başlarken, çoban koyunlarını gündoğusu yönünde sürmeye başladı. "Hiçbir zaman bir karar vermek gereksinimi duymuyorlar," diye düşündü. "Belki de bu yüzden hep benim yanımda kalıyorlar." Su ve yiyecekten başka bir şeye gereksinim duymuyordu koyunlar. Onların çobanı olarak Endülüs'ün en iyi otlaklarını bildiği sürece, kendisiyle her zaman dost kalacaklardı. Güneşin doğuşu ile batışı arasında eğleşen, uzun saatlerden oluşan günlerin biri ötekinden farklı olmasa da; kısacık yaşamları boyunca tek bir kitap okumasalar, köylerde olup bitenleri anlatan delikanlının insan dilini anlamasalar da. Yiyecek ve suyla yetiniyorlardı ve bu onlar için yeterliydi. Buna karşılık, yünlerini, arkadaşlıklarını ve kimi zaman da etlerini cömertçe sunuyorlardı.
Pozitif olma durumunun aralıksız üretimi halinde, ürkütücü bir sonuç ortaya çıkmaktadır: Çünkü eğer negatif olma durumu, kriz ve eleştiriyi doğurursa, mutlak pozitiflik de krizi damıtma yetisi olmadığından felaketi doğurur. Negatif ve eleştirel öğelerini takibat altında tutan, dışlayan, başından savan her yapı, her sistem, her kitle, tersinirlik ve tam bir iç patlamayla bir felaket tehlikesiyle karşı karşıya kalır, tıpkı her biyolojik bedenin bünyesindeki bütün mikropları, basilleri, parazitleri, yani bütün biyolojik düşmanlarını takibat altında tutarak ve dışarı atarak kanser tehlikesiyle, bir başka deyişle, kendi hücrelerini yiyip bitiren bir pozitivistlik tehlikesiyle karşı karşıya kalması gibi; biyolojik bünye de, aynen, artık işsiz kalan kendi antikorları tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.