Hayatım tasavvur edilemeyecek kadar manasız ve boş geçiyordu. Sabahları erkenden işime gider, öğle ve akşam yemeklerini küçük bir aşçı dükkanında veresiye yer ve akşamları, eğer kahvede kağıt oynayanları aptalca seyre dalmazsam, erkenden eve dönerdim.
Ruhum kütleşmişti, gazeteleri merak etmez, konuşmaktan hoşlanmaz olmuştum.
Hepimizin ikigaisi farklıdır ama ortak olan tek şey herkesin bir amaç edinmeye çalışmasıdır.
Bize anlamlı gelen şeylere bağlı kaldığımızda hayatı dolu dolu yaşar, ama bağlantıyı kopardığımız anda umutsuzluğa kapılırız.
Sahip olduğumuz her şeyin ve sevdiğimiz herkesin bir gün yok olacağını asla unutmamalıyız.
Bu hep aklımızda tutmamız ama karamsarlığa kapılmamamız gereken bir şeydir.
Bir şeylerin kalıcı olmadığının farkında olmak bizi üzmemeli, ânı ve etrafımızdakileri sevmemize yardımcı olmalıdır.