Muhammed Yakup

Muhammed Yakup
'Herkes kendi işine baksın' değil 'Herkes kendi içine baksın' böyle daha güzel. C.Zarifoğlu

Muhammed Yakup

, bir kitap okudu
8/10
·157 syf.·
98 günde okudu
·
2024 2. kitabı
Muhammed Said Ramazan el-Buti
9/10 · 333 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ölüm Dikkati
Ölüm dikkati, ölümü define, hazine gibi yakalamak. Bir ağaçtaki tazelik, dirilik gibidir uygarlık için ölüm dikkati. O, uygarlığın sağlığının güvencesidir; ölümle uygarlık arasına her zaman için belirli bir mesafe kor. Uygarlık böylece ölüme bulaşmaktan korunmuş olur, onu unutma sığlığına da saplanmadan. Çünkü: bu dikkatin varlığı sebebiyle ölüm her zaman uygarlığın karşısında bir ayna gibi duracaktır. Uygarlık her zaman kendini ölümün aynasında seyrederek benlik bilincini yitirmemenin sırrıyla yoğrulma şansına erer. Gerçek otokritik, yaşatıcı otokritik ruhu bu şekilde doğar. Bu dikkattir ki, ölümsüzlükle ruh arasına yerleşen eşya düzenini şeffaflaştır. Onun bir perde olmasına engel olur. Eşya düzeni, sonsuzluğu ortadan kaldırarak yerine geçmek istediği her sefer bu dikkatin ağına çarpmalı ve radara çarpan yabancı bir ışık gibi kendi yerine yansımalı. Batı uygarlığının yaptığı gibi, inceltilmiş, soyutlanmış eşyayı sonsuzluk yerine, sonsuzluğu da Tanrı yerine koymak mümkün değildir. Bunu yapmak, uygarlığı çarpıtmak demektir. Bunu yapmak, çarpılmak demektir. İşte, Batının, dolayısıyla bütün dünyanın çağımızda içine düştüğü uygarlık bunalımının temelinde bir açıdan da bu gerçek yatmaktadır.
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Edebiyat
İnsana ne kadar toprak yeter ?
- Daha önce yanınıza tüccar geldiğini duymuştum. Ona da toprak hediye etmiş, tapu da vermişsiniz. Bana da aynısını yaparsınız herhâlde. Reis, Pahom'un derdini anlamıştı. Hepsini hallederiz, -dedi.- Burada bir kâtibimiz de var, şehre gider, bütün belgeleri mühürletiriz. - Ne kadar peki? -diye sordu Pahom. -Fiyatlar hep aynı bizde: Bir gün için bin ruble. Pahom anlamamıştı. - Nasıl yani bir gün? Kaç hektar ediyor bu ölçü? - Biz o ölçüyü bilmeyiz. Biz gün hesabıyla satıyoruz; bir günde ne kadar toprak çevirirsen o kadarı senindir, bir günün fiyatı da bin ruble işte. Pahom şaşırdı. - İyi de bir günde bir sürü toprak çevrilir, -dedi. Reis güldü: Hepsi de senin olur! Yalnız tek şartımız var: Toprağı çevirmeye başladığın yere gün bitmeden dönemezsen paran gider. Geçtiğim yerlere nasıl nişan koyacağım? -diye sordu Pahom. - Biz seçeceğin yerde durup bekleriz, sen de gidip bir daire çizersin; yanına da bir kürek alıp istediğin yerde çukur açar, işaret koyarsın; sonradan biz çukurların arasına sabanla çizgi çekeriz. İstediğin kadar büyük bir daire çizebilirsin, fakat güneş batmadan başladığın yere dön. Ne kadar toprak çevirirsen senin olur. Pahom çok sevindi. Ertesi sabah şafakla işe başlamayı kararlaştırdılar... ...üzerinde parasını koyduğu tilki kürkü başlığını gördü; sonra da yere oturmuş göbeğini tuta tuta gülen reisi. Rüyasını hatırladı Pahom. "Toprak çok," diye düşündü, "Ama Tanrı üzerinde yaşamama izin verecek mi bakalım? Ah harap ettim kendimi, yetişemeyeceğim!" Pahom güneşe bir göz attı; ufka erişmiş, bir ucu kaybolmuştu, diğer ucuysa ufuk çizgisiyle kesilmiş gibi yukarıdaydı. Pahom son gücünü toplayıp ileri atıldı, müthiş bir çabayla bacaklarına hâkim olmaya çalışıyordu; neredeyse düşecekti. Tam şihana varmıştı ki hava kararıverdi. Bir inilti koyverdi Pahom,
Sayfa 80·Kitabı okudu
Edebiyat