Ölüm dikkati, ölümü define, hazine gibi yakalamak. Bir ağaçtaki tazelik, dirilik gibidir uygarlık için ölüm dikkati. O, uygarlığın sağlığının güvencesidir; ölümle uygarlık arasına her zaman için belirli bir mesafe kor. Uygarlık böylece ölüme bulaşmaktan korunmuş olur, onu unutma sığlığına da saplanmadan. Çünkü: bu dikkatin varlığı sebebiyle ölüm her zaman uygarlığın karşısında bir ayna gibi duracaktır.
Uygarlık her zaman kendini ölümün aynasında seyrederek benlik bilincini yitirmemenin sırrıyla yoğrulma şansına erer. Gerçek otokritik, yaşatıcı otokritik ruhu bu şekilde doğar. Bu dikkattir ki, ölümsüzlükle ruh arasına yerleşen eşya düzenini şeffaflaştır. Onun bir perde olmasına engel olur. Eşya düzeni, sonsuzluğu ortadan kaldırarak yerine geçmek istediği her sefer bu dikkatin ağına çarpmalı ve radara çarpan yabancı bir ışık gibi kendi yerine yansımalı.
Batı uygarlığının yaptığı gibi, inceltilmiş, soyutlanmış eşyayı sonsuzluk yerine, sonsuzluğu da Tanrı yerine koymak mümkün değildir. Bunu yapmak, uygarlığı çarpıtmak demektir. Bunu yapmak, çarpılmak demektir.
İşte, Batının, dolayısıyla bütün dünyanın çağımızda içine düştüğü uygarlık bunalımının temelinde bir açıdan da bu gerçek yatmaktadır.