Değil mi ki yaşam, bir yerde ölümle –yani yoklukla– sonuçlanıyor, öyleyse nedir bu didinip durma, bu yedim içtim, aldım verdim, benim senin kavgasının anlamı?
Hayat yolunda kötü şeyler yaşarken bu durumların her zaman geçici olduğunu ve bir ömür sürmeyeceğini, bir alanda başarısız olmanın her alanda başarısız olduğun anlamına gelmediğini ve olumsuz şeylerde çevresel faktörleri es geçmemen gerektiğini unutmamalısın. Kendine güzel giden şeylerde en önemli payın senin olduğunu hatırlatmalısın. Böylece benlik değeri hesabında bolca birikimin olacak.
Hayat kimse için düz bir çizgiden ibaret değildir. Herkesin hayatında bazen inişler bazen de çıkışlar olur. Ancak insan sadece yaşadığı ana hapsolunca, hayatının tamamını, içinde bulunduğu durumdan ibaret zannedebilir. Birçok kişi hayatının mutlu dönemlerinde böyle bir sorgulamaya girişmiyor ancak ne zaman ki düşüşler olmaya başlıyor işte o zaman, insan yaşadığı olumsuz dönemin hayatının tamamı olduğunu zannediyor.
Kendisine başarısızlık hakkını tanımayan insanlar, hayatın gerçeklerine aykırı yüksek beklentileri olan bir patronla çalışıyor gibidir. Patronu kızdırmaktan çok korkarsın ve ne yaparsan yap ufacık bir başarısız olma ihtimali ya patronu kızdırırsa diye başarının sınanacağı her ihtimalden kaçmaya başlarsın. Böyle olunca konfor alanından çıkmak istemezsin ve hayatta yeni noktalara gelmen, yeni keşifler yapman çok zorlaşır, çünkü içinde acımasız patronu kızdırmaktan korkarsın. Başarısızlığına şefkat göster ki başarıya cesaretin olsun.