Kızgınlığımı ve çaresizliğimi anlatamam size. Yine de benimle empati kurmaya çalışın. Bir insan için bütün yaşamınızı bir kenara itiyorsunuz, o ise elinin tersiyle kayıtsızca kovduğu bir sinekten daha fazla değer vermiyor size.
Ben Olric, artık kendime ait değilim sanki. Beni ben yapan her şeyden hesap sormak istiyorum! Ayaklarımın altındaki uçurumdan, tutunduğum daldan ve kayan ellerimden…Hayır, yorgunluk değil bu. Bakma bana öyle! Midem bulanıyor, anlıyor musun? Ya dünya tahminimden daha hızlı dönüyor ya da bu yaşamak denilen tecrübenin yan etkileri ağır geliyor bana.
Donarak ölmek gibidir ruhun çürümesi; için için eksilirsin, yavaş yavaş uyuşursun, hiçbir şey hissetmemeye başlarsın, sonra sen uykuya daldığını sandığında, ölmüşsündür aslında. Ölmüş olduğunu bile bilmemektir bu. Şu meydanlar, caddeler, sokaklar, ölmüş ruhlarıyla yürüyen insanlarla dolu!..