Daudet’ye göre, kişilik yapısında atalara ait unsurlar vardır ve bunlar herhangi bir koşulda aniden açığa çıkabilirler. O zaman birey kendini bir atasının rolünde buluverir. İlkel toplumlarda atanın çok önemli bir rol oynadığını biliyoruz. Ataların ruhlarının yeni doğan çocuklara geçtiği varsaymakla kalınmaz, çocuklara ataların isimleri verilerek atalar çocuklara aktarılmaya çalışılır.
İnsan yaşamının esas gailesi, kendi tedavisidir, yani kendi eksikliklerini tamamlamak, çatışmalarını çözümlemek ve zedelenmişliklerinin ıstırabını azaltmaktır. Bunu başarmak, dünyayı, yeniden ve merkezinde kendisi olmak kaydıyla yani kendi dünyası olarak “tamam” etmektir: “Yaratıcılık” dediğimiz, hiç bitmeyecek, yani hiçbir zaman ufkuna ulaşamayacak eylem de budur: “Dünyayı tamam etme eylemi”…
Doğru, bollaşmış ve yıpranmış yırtık pırtık bir kaftan gibiyim, fakat iklimden ya da çalışmaktan değil bu; çıkış yolu arayıp bulamayan, yalnızca kendi hapishanesini yakan, niyete dönüşemeyip sönen, içimdeki o ışığın on iki yıldır kilitli kalmasından.