İnsanlık öldü mü? dedim. Yok dedi, ölmedi, ölmedi ama bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde.
Yaşar Kemal bu eserinde eski İstanbul insanının içindeki merhametin,sevginin, duyarlılığın nasıl yozlaştığını kuş metaforuyla bizlere betimler. İstanbul'a başka şehirlerden gelen çocuklar kuşları yoğun uğraşlarla yakalayıp kafese hapsederler. Azat buzat, bizi cennet kapısında gözet geleneğiyle beş on liraya satıp para kazanacaklarını düşünürler. Ama işler umdukları gibi gitmez ne azat buzat geleneği gelenektir artık ne de İstanbul eski İstanbuldur. İnsanlar bu geleneği devam ettirmedikleri gibi bir de çocuklara çok kötü bir şey yapıyorlarmış gibi bir tavır takınırlar. İnsanlığın ne ara böyle yozlaştığını sorgulayıp bir taraftan da çocukların ne kadar çaresizce azat buzat için çırpındığını okurken Yaşar Kemal bize enfes bir hikaye ziyafeti verir.Kuşlar her zamanda ve toplumda özgürlüğe giden yolların daimi neferleri olmuştur. Kuşlar giderse her şey gider, biz gideriz. Ne demişti Cahit Zarifoğlu "Bir yerden bir yere uçuyorsa kuşlar; mevsimler değişmiştir, insanlar da".