Naftalin

PİŞMANLIKLAR KÜTÜPHANESİ
4/10
·296 syf.·
2026 7. kitabı
Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. Çok fazla popüler olduğu için de beklentimi biraz yükseltmişti ama okurken neden bu kadar çok abartıldığına anlam veremedim doğrusu. Evet konu fena değil ama sonunun nasıl olacağı baştan çok açık bir şekilde anlaşılıyor. Fazla sürprizsiz bir kitap olmuş. İnsanın hayattaki pişmanlıklarını sorgulatıyor evet. Seçimlerimizle var olduğumuzu her seçimin sonucunda sonsuz ihtimalin olduğunu anlatıyor ona da evet ama hangi hayatı seçersek seçelim şimdikinden daha iyi olmadığı şimdikinin kıymetini bilmemiz gerektiğini aşılaması çok hoşuma gitmedi açıkçası. Daha farklı ve güzel bir şekilde işlenebilirdi tema. Akıcı ve bir çırpıda okunuyor evet ama bu çok kaliteli bir yazım olduğunu göstermiyor bence. Benim için tam anlamıyla pişmanlıklar kütüphanesi oldu. Gece Yarısı Kütüphanesi
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Benim en sevdiğim taş, kaledir" dedi sonra. "Ona dikkat etmen gerektiğini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü vezirin, atın, filin üstünde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz gibi bir şey değildir.”
Sayfa 86
1000Kitap
İKİ DEFTER, TEK YALNIZLIK
7/10
·128 syf.·
2026 6. kitabı
Suzan Defter, klâsik kitaplar gibi değil; iki farklı kişinin günlüklerinden oluşmuş bir romandır. Çift sayfalarda Ekmel Bey’in günlükleri, tek sayfalarda ise Suzan’ın daha doğrusu Derya’nın hem kendinden hem de Suzan’dan yazdığı günlükler bulunur. Okurken biraz zorlanıp önce hangisini okusam diye düşünebilirsiniz. Ben gün gün tarihe göre ilerledim. Önce Ekmel Bey’in günlüğünü sonrasında aynı güne dönüp Derya’nın günlüğünü okudum. Daha önce böyle bir eser okumamıştım. Bu yüzden şanslı hissediyorum. Temelde aşk, özlem, kayıp ve bireysel hesaplaşma üzerine kurulmuş ve basit bir aşk hikayesinden çok daha fazlasını sunmuştur. Karakterlerin günlükleri, kendi içlerinde hesaplaşmalar içerir; korkuları, pişmanlıkları ve umutlarıyla yüzleşirler. Bizi içsel bir yolculuğa çıkarırlar. Geçmişe takılıp kalmanın ne kadar doğru olup olmadığını bir kez daha düşündürtmüştür. Suzan Defter
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
TAKINTI MÜZESİ
10/10
·524 syf.·
2026 5. kitabı
Masumiyet Müzesi “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” Kitap bizlere bu cümleyle müzenin kapısını aralar. Masumiyet Müzesi sadece bir kitap olarak değil aynı zamanda Çukurcuma’ da kitap yazıldıktan sonra Füsunların daha doğrusu Keskinlerin yaşadığı evin müzeye çevrilmesiyle bir müze olarak da karşımıza çıkar. Yaşadıkları ev diye tanımladım çünkü hikâyenin ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu okurken emin olamıyorsunuz. Orhan Pamuk eseri oluştururken çok fazla ayrıntıya girmiş, ince elemiş sık dokumuş, hatta okuyucuyu müzenin içinde bir güzel gezdirmiştir. Masumiyet Müzesi’nde Kemal’ in Füsun’ a olan aşkını (takıntısını) kitabın nerdeyse her satırında görüyorsunuz. Kemal’ in anormalliği başta Füsun olmak üzere Füsun’un ailesine de geçmiş. Sekiz yıl boyunca evli olduğu Feridun’a rağmen Kemal Bey’i evlerinde akşam yemeklerinde ağırlamışlar. Adeta üç maymun oyunu çevirmişler. Kemal’ i takıntılı diyip adlandırıyoruz ama peki ya Füsun ve ailesi onlara ne demeli. Kemal aşkından yapıyor farz edelim Füsun bu yaşadıklarını neden yapıyor hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Kitapta Füsun’un da o kadar yıl bu yaşadıklarını niye yaşadığını anlatmasını çok isterdim. Her şey onun dudağından dökülecek birkaç kelimeye bakıyordu çünkü. Kitapta sadece onların aşklarını değil 70’li ve 80’li yılların Türkiye’sini, insanlarını, siyasi ve sosyal hayatını da bir güzel gezdik. Gezdik diyorum çünkü Masumiyet Müzesi’nde Füsun’ a ait 4213 adet izmaritin yanında diğerlerini de görebileceksiniz.
1000Kitap
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma