"Çok hırslı, çok mağrur, çok gururlu bir kızdı o," dedi annem gözlerimin içine bakarak. Sır verir bir havada ekledi: "Zaten kedi sevmediğini öğrendiğimde şüphelenmiştim."
"Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir," dedi babam üç güzel kızı seyrederken. "Ama sonra yalnızca aptallar mutlu olur. Nasıl izah edeceğiz bunu?"
Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar, o anların hatıralarını, renklerini, dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadakatle saklarlar.
Hikâye , ressam olan Seyit’in geçmişe dönerek anlattığı anılar üzerine kurulmuştur. Olaylar 2. Dünya Savaşı sırasında Kırgızistan’da bir köyde geçer. Köydeki erkeklerin çoğu savaşa gitmiş. Geride kadınlar,yaşlılar ve çocuklar kalmıştır. Hep beraber yaşam mücadelesi vermektedirler.
Cemile, Seyit’ in abisi Sadık ile evlidir. Cephedeki askerlere buğday taşıma görevi Cemile, Seyit ve hikâyemizin gizemli kahraman kişisi Danyar’ a verilir. Birlikte buğday taşıma işiyle uğraşırken Cemile ile Danyar arasında sessiz ama derin bir yakınlaşma doğar.
Bu yakınlaşma aşka dönüşürken Seyit bu durumu fark eder ve saygı duyup onları uzaktan izler. Bir gün bu aşka daha fazla kayıtsız kalamayıp onları resmeder.
Cemile geleneksel toplum yapısına rağmen kalbinin sesini dinler ve Danyar ile köyü terk eder. Bu aşk ilişkisinin etrafında özgürlük ve bireysel cesaret temaları işlenmiştir. Cemile sadece bir aşk hikâyesi değil; insanın kendisi olma mücadelesinin hikâyesidir. Cemile