Sıcak bir yaz günü ölmeli insan.
Yağan karın arada bir tipiye dönüştüğü soğuk.
buz gibi bir havada ölmek bana göre değil. Gece yarısı, son seferinden dönen tramvayin gelişini seyretmek
için çktğım bu yolda, yumuşak karlara bata çıka yürürken böyle düşünüyordum. Durup derin bir nefes aldım. Üstelik babam Lilima'nın, Orak' ayınn sonlarına
doğru, harman zamanı öldüğünü de düşününce, "Evet,
ben de bir yaz günü olmeliyim," dedim gülümseyerek
Bu çözüm hoşuma gitti. Ölüme çare bulmuşum gibi sevindim. Ama yazın ölmek istediğimi bilmesi gereken
biri var, Besir.
Saklanıp bir şeylerin arkasında dilsiz rahipler gibi bakıyorum ölülerimize.
Girişteki hikayeyi bitireyim yine de. Hz İbrahim oğlunun" kuzu nerede" sorusuna bir an sustuktan sonra şöyle cevap verir: Kuzuyu Tanrı verecek oğlum .
Uyku ile uyanıklık arası bir yerdeyim. Kapı açılıyor önce gölge gibi babam geliyor. Üzerime eğilip saçlarımı okşuyor ve sonra yanıma uzanıp kollarıyla kucaklıyor. Babamın göğsüne başımı gömüp yatıyorum. Babamla dünyanın en güzel akşamında dünyanın en güzel evinde dünyanın en güzel uykusunu uyuyorum. Bir daha öyle bir uyku olmadı hayatımda .
Şimdi babam yok ve ben de yetimim.
Kendimi boşa aldım bayırdan aşağı koşuyorum. Düşüyorum gibi görünüyor olabilir ama bakma ashında uçuyorum. Soylediklerimin hepsini unut, sanki ben biliyorum da
mı yaşıyorum Osman?