Alışılmış polisiye roman yazımından farklı olduğunu daha doğrusu edebiyatımızdaki ilklerden olduğunu ilk sayfaları okurken anlayabiliyorsunuz. Alışılmış polisiye roman yazının da eser sadece kitaptaki karakterler tarafından anlatılır, daha doğrusu yaşanır ve biz onların yaşadıklarını, konuşmalarını izleyen bir seyirciye dönüşürüz, gidişata göre tahminler yürütürüz. Esrar ı Cinayat' ın belki de ilk başta en garipsenecek ama bir o kadar da benzerleri ile arasında ki farkı ortaya koyabilecek yegane özelliği olayın hem karakterler tarafından anlatılması hemde yer yer yazarın okuyucu ile konuşarak eser ve olaylar hakkında açıklamalar getirmesidir. Yazarın bu tavrı yaşadığı dönem bazalındığın gayet normaldir. Düşünün, hikayeci bir toplumda büyüyen televizyon, radyo, internet nedir bilmeyen ve bu eserleri batılı versiyonlarını kendi diline uygularken asimile olmadan kendi örf ve adetlerine sadık kalarak yazan bir üstat. Sanki yüz elli küsür sene önce yaşamış dedemiz kalkmış gelmiş de bize bir hikaye anlatıyor.
Spoiler vermek bu tür bir eserin büyüsünü bozacağından olaylar ve karakterler hakkında konuşmayacağım. Ama Sherlock Holmes' ü, Server Bedi' yi aratmayacaktır. Şimdiden keyifli okumalar..