“...benim ‘yaşama amacım’ bundan...” diyerek başparmağıyla gövdesini gösterip devam etti, “bu sefil canlı hücrelerden tamamen ayrı. Yaşamımın bir niçini var, nasılına da tahammül gösterecek güce sahibim. On yıllık bir yaşam amaçlıyorum, bir misyonum var. Burada,” derken başını gösteriyordu, “kitaplara, neredeyse bitmiş, yalnızca yazılması kalmış kitaplara gebeyim. Bazen baş ağrılarımın, beynimdeki doğum sancılan olduğunu düşünüyorum.”
“...Breuer yaşlanma, sevdiklerini kaybetme ve dostlarından uzun yaşamanın asıl acı yanının sizi inceleyen gözlerin bulunmaması olduğuna inanırdı; hiç kimsenin dikkat etmediği bir yaşamdan duyulan dehşet...”
“Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar.
Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?”
Friedrich Nietzsche
bazen kaybolur kedi
bulamazsın
ne sesi gelir
suyu döven dilinin
ne ağızda çıtırdayışı mamanın
karılışı da susar kumun
tırmalanışı da mobilyanın
duyamazsın
sonra kedi gelir birden
kendi sessizliğinin içinden
kurulur bir köşeye
siler kayboluşunu tüylerinden
bakmalara doyamazsın
ve sadece kedilere
‘NEREDEYDİN’ diye
soramazsın
“Bu yaraların acısı inkar edildiği sürece, ruh ve beden sağlığı açısından bunun bedelini ödeyecek biri olacak tır. Ya önceki kurban ya da onun çocukları ödeyecektir.”