Yarım kalan bir aşk hikayesi ve bu aşka yıllar sonra tanıklık eden bir kadın..
Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki yazarın dilini, anlatım biçimini ve olayları bir kadın ağzından anlatmasını çok beğendim. Bir erkek olarak kadın gibi düşünebilmek ve okura yansıtmak kolay olmasa gerek.
Zaman zaman tarihe tanıklık etmek, üstünden çok uzun yıllar geçmiş tarihe gömülmüş olayları okumak keyifliydi. İnsan bu eseri okurken kendini ve toplumu sorguluyor.
Çevremizde olan biteni yaşarken anlamıyoruz ama dönüp arkamıza baktığımızda ancak fark ediyoruz. Geçmiş, sadece tozlu raflarda saklı kalmış bir kitap olmamalı. Onu okumalı, hayatımıza katmalıyız. Bilmeli ve geleceğimizi şekillendirmede yanı başımızda taşımalıyız.
Eserin konusuna gelecek olursak; yazar Maya adlı dul bir kadının karşısına çıkan yaşlı bir profesör tarafından dönüşümünü bizlere aktarmış. Hayatı boyunca sert ve dik başlı olan bir kadının, insanları anlaması ve daha hoşgörülü bakması ile kişinin karşılaştığı ve öğrendiği şeyler neticesinde nasıl değişim gösterdiğini anlamamızı sağlıyor.
Yazarın bu eserini tanımak diğer eserlerine olan merakımı artırdı diyebilirim. Sahip olduğu bilgileri aktarmada başarılı ve gözlem gücü yüksek bir kişinin farklı eserlerini de en kısa zamanda okumak için can atıyorum. Kesinlikle tavsiye ederim.