“Kayra, ‘Ne kadar yalnizsan o kadar uzağa gidersin. Ne kadar terk edersen o kadar ölürsün!’ demiştik. Hatırlarsın… Seni Abidjan’daki otel odanda gördüğün rüyalardan uyandırdığım için pişman değilim…Ama bil ki, zihnin cehennemindir. Sonsuza kadar yaşayacak. Senin gibi. Öldüğünde ise, sen orada olmayacaksın ne yazık ki!”
Her an yolculuğa çıkmak isteyebilecek birinin bütün eşyalarını atıp en gerekli olanlarla dolanması gibi. Ben de sıyrılabildiğim her şeyden sıyrıldım daha uzağa gidebilecek kadar hafif olmak için. Ama olmadı. Terk ettiğim her şeyin ağırlığı binle çarpılıp, beynime yerleşti.
Rüya.Su gibi. Her şekli alan, geçmişi olmayan. Uyanıyorsun. Terlemişsin. Dudağına şakaklarından uzanan tuzlu su hatırlatıyor rüyanı. “Su!” diyorsun. “Tek gerçek!” Sonra tekrar uyuyorsun.