"... kim olduğum nereden geldiğim hiç o kadar mühim değil. Aynı şekilde senin kim olduğun da, nereden geldiğin de hiç mühim değil... İnsanız, anlıyor musun, insanız biz!"
Öylesine mutluydu ki, bu mutluluğu cömertçe paylaşmak istiyordu başkalarıyla. Yığınla anı vardı belleğinde; debelenen domuzu kusattıkları sırada edindikleri bilginin anısı; canlı birseye üstün çıkmanın , ona kendi istediklerini yaptırmanın; susayıp da uzun uzun, doya doya su içercesine, onun canına kıymanın anısı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kimi zaman farkına varmadan, sanki..."
"Bunun aslı yok elbette. Bir duygu ancak. Ama sanki sen avlamıyorsun da... seni avlıyorlar. Sanki biri var, senin hep peşinden gelen."
Esen meltemlerin, bağırıp çağırmalaın, yüksek dağa yandan vuran güneş ışınlarının arasında dostluğun, birlikte bir serüveni yaşamanın, hoşnut olmanın, o gözle görülmeyen garip aydınlığı, o büyüleyici havası, bir kez daha sardı iki çocuğu da.