"... kim olduğum nereden geldiğim hiç o kadar mühim değil. Aynı şekilde senin kim olduğun da, nereden geldiğin de hiç mühim değil... İnsanız, anlıyor musun, insanız biz!"
Kuyu kazdığımız bizin yukarı düzlük, bütün âlem,uzaktaki soluk renkli evler,titrek kavaklar,kıvrılan tren yolu,her şey güzeldi ve bu hoş duyguya evinin kapısında az önce gördüğüm kırmızı saçlı kadın sayesinde kapıldığımı ruhumun bir yanıyla hissediyordum.
Gece ustamın horultusundan uyuyamayınca başımı çadırın kenarından dışarı uzattım. Kasabanın ışıkları gözükmüyordu; gök lacivertti ama yıldızların ışıltısı sanki âlemi turuncu yapmıştı. Bizde sanki bu âlemde koskocaman bir portakalın üzerinde oturmuş,karanlıkta uyumaya çalışıyorduk. Göğe çıkıp yıldızların ışıltısına ulaşmak yerine,şimdi üzerinde uyduğumuz toprağın içine girmeyi hayal etmemiz doğru muydu?