Nasrettin

Daha ne vardı, ırkçılık mı? Siz ırkçılığın Batı ülkelerinden başka herhangi bir ülkede siyasal ve toplumsal bir dram haline geldiğini gördünüz mü ALLAH aşkına. Elbette, hayır. Irkçılık Batılı beyaz Hıristiyanların önce semit Yahudilere, sonra sonra siyah, kırmızı ve sarılara karşı yükselttiği bir uygarlaşma ayrıcalığı duvarıdır. Bari aralarında birbirlerine karşı adam gibi davransalar; ne gezer! Şuraya aklıma geliveren birkaç kelimeyi gelişigüzel sıralayacağım; her birisi içiniz sıra öyle cehennem çağrışımları uyandıracak ki dediğime hemen katılacaksınız. Engizisyon. St. Barthèlemy gecesi kırımı. Yüz sene savaşları. Dachau, Buchenwald. İnsan saçından kumaş, derisinden abajur, yağından sabun. Gaz odaları ve ölüm trenleri. Misillemeler. Oradour/glane. Olmadı mı başka şey, gelmiş geçmiş bütün Asya ve Afrika barbarlarının yanında çocuk oyuncağı kalacağı bir şey, terör bombardımanları: Stratejik ve taktik amaçsız, askeri hedefsiz; sadece yıldırmak için öldürmek! Belgrad, Amsterdam, Hamburg, Leipzig, ama asıl Dresden (Kadın, çocuk ve ihtiyar 135.000 ölü, şehrin yarısı. Gözünü kapa ve aç, bir Eskişehir'i yok say.) Uzun söze ne hacet canım, Hiroşima üzerine o melun bombayı soğuk ve tüyler ürpertici bir eşek şakası yapar gibi bırakıveren uçağın kanatları Batı uygarlığının renkleriyle damgalı değil miydi.
Sayfa 63 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Türkiye'nin her yanında herkesin Türkçe bilmemesinden ne türlü aşağılık duyguları çektiğimiz malüm! Bunun altında da işlerin “Batı'da çok başka türlü döndüğünü” sanmamız yatıyor besbelli. Batılı devlet ne demek: Din birliği, dil birliği, cart curt, falan filân... Yok efendim yok. Eğer Kürt Kürtçe, Laz Lazca, Fellah Arapça konuşuyorsa, bu bizim hem şerefimiz hem suçumuz, ama onların hiçbir şeyi değil. Şerefimiz, demek ki on yüzyılı bulan bir Türk yaşantısına rağmen onları zorlamamışız, baskı altına almamışız dillerini unutturmak için; suçumuz, demek ki Türkçeyi onlara iletmesini öğretmesini bilememişiz, bütün “milliyetçilik” palavralarımıza rağmen!.. Amaç elbette herkesi Türkçe konuşturup yazdırıp okutmak olmalı, ama bölge dillerini unutturmak pahasına değil. Zira bu diller de bu toprağın zenginliği: Şarkıları, şiirleri, ağıtları ve küfürleriyle.
Sayfa 47 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
batılının, yâni Fransızın, yâni Parislinin: Olayları, insanları ve sorunları iki ayrı gözle gördüğünü, iki ayrı ölçekle değerlendirdiğini fark ediyor. Birisi dünyayı “yöneten” ülkelerden biri olmaktan gelen yukarı bir ölçü, kendine toz kondurmayan, komşusuna karşı hoşgörülü; ötekisi, “yönettiği” ya da o hizada saydığı ülkelere ve halklara uyguladığı hafif alaycı, epeyce küçümser, adamakıllı merhametsiz ve toptan haksız bir ölçü. Avrupalı değil misiniz, Avrupalıyım diye bizim gibi kırk yıldır yırtınsanız bile, her hareketiniz başka bir ölçüyle yargılanacaktır. Eğer Niyazi Berkes çıkıp bunda yüzyıllardır işlemiş eski Müslüman düşmanlığının içten içe rolü olduğunu yazarsa, bizim ordaki sırılsıklam batılı taklitlerinin sanacağı gibi mübalâğa etmiş olmaz, bir gerçeği belirtmiş olur. O kadar! Kıbrıs konusunda bunu burada apaçık gördük. Fransız halkoyu için Türk, sorunun daha başında a priori haksızdı. Biraz olsun derdini anlatabilmesi için aylar geçti.
Sayfa 36 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Yok yok, genç sanatçı Batılı olmanın, Türk olmamak demeye gelmediğini anlamalıdır. Uygarlığımızı değiştirmek ne lâf? Toplumsal ve nesnel bir gerçek, istekle değişir miymiş? Türk'üz, Türk kalacağız. Uygarlığımızı çağdaş ölçülerle yeniden değerlendirmesini bileceğiz. Batılılık bu. Yoksa yarım yırtık bir yabancı dil belleyip bir yabancı uygarlığın kuyruğuna eklenmek değil. Baksanıza canım, İngiliz de, Alman da, Fransız da Batılı, biri ötekine benziyor mu?
Sayfa 26 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Yeni Türk sanatçısı, kendisini Batılı diye alır. İçinde yaşadığı toplumu Doğulu diye küçümser. Küçük aydınlar, hâttâ biraz gözü açık mahalle kızları, yalnız 'çeviri' roman okumakla, Türk filmlerine gitmemekle basbayağı övünürler. Büyük şehirlerimizin o ALLAH muhafaza, sanat çevrelerinde Fransız resmi, İngiliz şiiri, Rus müziği, İtalyan sineması herhangi bir Türk sorunundan önce konuşulur.
Sayfa 24 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu