Daha ne vardı, ırkçılık mı? Siz ırkçılığın Batı ülkelerinden başka herhangi bir ülkede siyasal ve toplumsal bir dram haline geldiğini gördünüz mü ALLAH aşkına. Elbette, hayır. Irkçılık Batılı beyaz Hıristiyanların önce semit Yahudilere, sonra sonra siyah, kırmızı ve sarılara karşı yükselttiği bir uygarlaşma ayrıcalığı duvarıdır.
Bari aralarında birbirlerine karşı adam gibi davransalar; ne gezer! Şuraya aklıma geliveren birkaç kelimeyi gelişigüzel sıralayacağım; her birisi içiniz sıra öyle cehennem çağrışımları uyandıracak ki dediğime hemen katılacaksınız. Engizisyon. St. Barthèlemy gecesi kırımı. Yüz sene savaşları. Dachau, Buchenwald. İnsan saçından kumaş, derisinden abajur, yağından sabun. Gaz odaları ve ölüm trenleri. Misillemeler. Oradour/glane. Olmadı mı başka şey, gelmiş geçmiş bütün Asya ve Afrika barbarlarının yanında çocuk oyuncağı kalacağı bir şey, terör bombardımanları: Stratejik ve taktik amaçsız, askeri hedefsiz; sadece yıldırmak için öldürmek! Belgrad, Amsterdam, Hamburg, Leipzig, ama asıl Dresden (Kadın, çocuk ve ihtiyar 135.000 ölü, şehrin yarısı. Gözünü kapa ve aç, bir Eskişehir'i yok say.) Uzun söze ne hacet canım, Hiroşima üzerine o melun bombayı soğuk ve tüyler ürpertici bir eşek şakası yapar gibi bırakıveren uçağın kanatları Batı uygarlığının renkleriyle damgalı değil miydi.