Tuğba

Tuğba
@Nastasyaa
Çalışma Ekonomisti
Lisans
41 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Müphem yolculuk
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2020 01:23
Mercier ile Camier kitabıyla ilgili duyumsadığım ilk izler bu iki karakterin olabildiğince farklı oluşu ve zıtlıklar dünyasında, nedensiz bir birlikteliklerinin oluşuydu. Sınırları olmayan, öncesinde üzerinde düşünülmemiş, zihinlerindeki sisten kaçmak için Mercier ile Camier bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta zihinsel anlamda da fiziksel anlamda da Mercier’in daha yorgun olduğunu ve aslında yaşamda tam da bu evrede itici bir güç olan dirayeti Camier’de bulduğunu hissettim. Birbirlerine bağlılıkları kadar bir anda ayrılmaları, sonrasında tekrar bir anda buluşmaları da yaşadıkları eserekli ruh hallerini yansıtıyordu. Nedendir bilmem, yaşını almış insanlara karşı hep farklı bir sempati duyarım, onlarla konuşurken içimde garip bir huzur dolaşır, sohbetlerinden ayrı bir keyif duyarım. Onlar, tecrübenin somut, dokunulabilen halidir zannımca.Bu romanın karakterleri olan Mercier ile Camier’in de yaşını almış karakterler olması ayrıca bir ilgimi çekti ve kitabı okurken huzurlu hissedeceğimi umuyordum, ilk Beckett okuyuşumdan kaynaklı bu düşüncem yerini derin sorgulamalara bıraktı. Mercier ile Camier’in yaşamış oldukları kırgınlıklar, kayıplar ve daha anlamını çıkaramadığım bir sürü yaşanmışlık sinmişti ruhlarına, öyle ki “ölmek” önemsiz bir detay halini almıştı onlar için. Sorgulamaların boyutları o denli büyüktü ki bazı nesnelerin dahi kendi düşlerinde mi yoksa gerçekte mi var olup olmadığı konusunda kesin bir kanıya varamıyorlardı. Yaptıkları yolculuk bir yere varış, varacakları yerde kalış, bir son bulma olarak değil de git gelleri olan, varılan noktadan duyulan memnuniyetsilikle arayışlarına devam edilen bir yolculuk. Anlam arayışları her daim devam ediyor ve yolları nedensiz bir şekilde ayrılıyor. Mercier’in yalnız başına kalmasının ona duyumsattıkları ile yazıma son
Felsefe
Mercier ile CamierSamuel Beckett · Ayrıntı Yayınları · 1998519 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
‘İç sesimiz ile muhabbetimiz’
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2020 01:38
Gece saat 3 ve ben Sabahattin Ali’nin bir eseri ile daha tanışmış olmaktan, kendisine dair düşüncelerimin bir nebze daha ileriye gitmesinden memnuniyet ile fikirlerimi hemen paylaşmak istedim. Herkesin mutlaka bir şey söylemeden veya yapmadan evvel içinde danıştığı bir ‘iç sesi vardır’. Çok şey paylaşırız iç sesimizle. Kendimizi bile kandırırız ama o hep bilir ve sürekli yüzüne yüzüne vurur tüm gerçeği. Yaptığımız seçimlerde rol sahibidir ya onaylar ya da eleştirir her daim. Ömer’de iç sesi ile anlaşamamış, daima iç sesi ile cebelleşen bir kişi. Hayatında yaşamın manasını bulamamış, zaten bu gibi konulara çokta kafa yormayan biri iken birden karşısında Macide’yi buluyor ve hayatının seyri tümden değişiyor. Macide’yi ise güçlü bir karkter olarak değerlendirebilirim yalnız onun da iç sesi ile anlaşamadığı konular var. Hayatları bir yaprak misali oradan oraya sürüklenen Ömer ve Macide’nin bir noktada hayatları hızlı bir şekilde birleşiyor. Ömer ve Macide seviyorlar birbirlerini fakat ah o iç sesler! Her daim karmaşa yaratmakta üstlerine yok. Birbirlerinden olan farkları, parasızlık, iradesizlik derken sevgi de bağlayamıyor onları. Bedri ise saf, içi dışı bir ve iç sesi ile en iyi anlaşan kişi. Sevgisinden karşılık beklemeden seviyor Macide’yi.Her daim olduğu gibi kazanan yine tek başına sevgi olmuyor. Sabır, emek, fedakarlık kazanıyor.
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma
Son Gün!
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2019 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2019 23:38
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü! Victor Hugo yaşamış olduğu dönemde suçluları cezalandırma yöntemi olan İdamı eleştirmek için bu eseri kaleme almıştır. Yazar, bu dönemde insanların idam cezası almış mahkûmların infazını tıpkı bir Sinema veya Tiyatro gibi zevkle izlendiği ve suçluların bu şekilde cezalandırılmasının halk tarafından da kabul görüldüğü 1830’lu yılları ele almıştır. Kitap uzunca ve içerisinde bu ceza yöntemine eleştiri barındıran önyazı ile başlamaktadır. Kölelerin idamı neticesinde efendilerine ödenen tazminat ile bu dönemde yaşanan adaletsizliğin boyutu da dile getirilmiştir. Yazar, suçluların idam ile değil, bu kişilerin birer hasta olarak görülüp, onların rehabilite edilebileceğini ancak, bu sayede tedavi edilmiş sağlıklı bir topluma erişilebileceğini anlatmaktadır. Öleceğini bilmek ve ölüm için gün saymak insana nasıl hissettirir? Yazar, ölüm ile burun buruna geçirilen sürede bir idam mahkûmunun zihninden geçenleri ve hissettiklerini, ölüme giden yolculukta mahkûmun iç sesini etkileyici bir şekilde duyumsamamızı sağlamaktadır. Ölümüne dakikalar kala ne düşünür insan? Birinin hayatına dokunduğu an, en korktuğun an, her biri karışır, zihin sanki bir buhar olup uçar. Hisler karışır ve hissizleşirsin. Yazar, mahkûmun içindeki umut kıvılcımını hep canlı tutmak istemiş fakat bu kıvılcımın soğuk gerçeklerle karşılaştığı an, işte o an infaz zamanı gelmiştir.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma