Çok okudum, çok öğrendim, çok düşündüm, çok tahlil ettim. Biliyorum ki, hayat denilen şey, içinde doğup büyüdüğüm bu hapishanenin dışında, gürültülü, geniş, aydınlık, acayip, hazin, neşeli, düz, yılankavī, inişli yokuşlu, bitmez tükenmez bir sahadır.
... onun için zaman, kalplerdeki ihtilaç (çarpıntı) ve yüzlerdeki endişeydi; herkes arkasından mütemadiyen itildiğini hissediyor fakat ne iteni ne de gittiği yeri biliyordu.
Bazı erkekler şu veya bu tarzda kadınlardan, bazı kadınlar şu veya bu biçimde erkeklerden hoşlandıklarını söylerler: "Benim tipim şudur, benim idealim budur" derler, halbuki, günün birinde söylediklerinin büsbütün zıddını severler, aradıklarının büsbütün aksi bir insan arkasından koşarlar.