İki kiz kardeşin aralarındaki sohbete kulak misafiri olan küçük kız kardeşin kocası Pahom baldızının söylediğine hak vererek kendi kendine büyük bir laf söylemişti. Elindeki topraklardan daha fazla toprağı olsa şeytandan bile korkmayacağını düşünerek kendi tuzağını kurmaya başlamıştı. Onun bu söylediğine şahit olan şeytan bunu fırsat bilerek hemen ona oyununu oynamaya başladı. Pahom'un istediği toprağı ona vermeye başladı. Pahom sürekli birilerinin tavsiyeleriyle başka köylerdeki toprakların verimliliğini duyuyor ve en büyük toprağın kendinde olmasını istiyordu. Bu durum her seferinde gittikçe artmaya başladı ve Pahom'un gözü diymaz olmuştu. Elde ettikçe daha fazla ve daha verimli toprak sahibi olmak istiyordu. Yine bir zaman başka köyden gelen bir adamın söylemiyle o adamın geldiği köydeki toprakların verimliliğini ve istediği kadar alabileceğini ögrenince buna çok sevindi ve hemen yola düştü. Köydeki toprakların sahibi olan Başkurtlar adındaki bir grup onun bu isteğini kabul edip bir gün boyunca yürüdüğü toprağın onun olabilceğini söylediler. Pahom'un işine gelen bu fikirle şafak vakti Başkurtlar'la toprağın yanına giderek bir başlangıç bölgesi belirleyip yürüyebildiği kadar yürümeye başladı ama yürüdükçe yoruluyor bitiyordu ama yine de pes etmemeyi elde edebileceği toprağı düşünüyordu. Bitiş çizgisine yaklaştığı zaman kazanmıştı ama artık yorgun düşen bedeni orada yığılarak can vermişti. Gözünü bürüyen aç gözlülük onu en sonda sadece boyunun sığabileceği bir toprak vaadetmişti.
Alıntı:
○"Eğer yeterince toprağım olsa şeytandan bile korkmazdım."
"Bol bol toprak var, "diye düşündü, ama Allah beni o toprakların üstünde yaşatacak mı? Hayatımı kaybettim, hayatımı kaybettim!"
Çıkardığım sonuç: Her kimse elindekilerin kıymetini bilmeli ve şükretmeli, bir şeyleri elde