Et kaplar kemiği
ve bir de akıl koyarlar içine
bazen bir ruh belki,
ve kadınlar duvarlarda vazo kırar
ve erkekler haddinden fazla içer
ve kimse bulamaz aradığını
ama devam eder aramaya
girerken bir yataktan diğerine.
et kaplar
kemiği ve beden, bir bedenden
fazlasını ister.
en ufak şansımız bile yok: her birimiz, mahkum edilmişiz yalnız bir kadere.
kimse bulamaz aradığını.
çöplükler dolar
hurdalıklar dolar
tımarhaneler dolar
hastaneler dolar
mezarlıklar dolar
başka da bir şey dolmaz.
Düşünceye dönüşse benim etim kemiğim Yolum kurban gidemez hoyrat mesafelere:
Ben, tüm uzaklıkları aşıp erişeceğim Sınırsız ötelerden, senin olduğun yere.
Varsın, sımsıkı bassın ayağım topraklara Dünyada bir köşede, senden uzak mı uzak, Çevik düşünce sıçrar, dinlemez deniz, kara.
Ulaşır özlediği yere hayal kurarak.
Ben, düşünce değilim: ah düşündükçe bunu –Sen gittin, ben uçamam– bu öldürüyor beni;
Alt tarafı, varlığım biraz toprak, biraz su:
İnleyerek beklerim geleceğin keyfini.
Bu iki som maddeden, birbirinin yasına Nişan takan o ağır yaşlar kalacak bana.
Antonius Block: “İnanmak acı çekmektir. Bu, orda, karanlıkta bir yerde olan birini sevmeye benzer. Ve o asla çıkagelmez, ne kadar güçlü seslenirsen seslen.”