Bu seninle ne ilk karşılaşmamız,
ne de son,
Gaia'nın Bahçesi'nde...
Daha göklerde uçup, kürelere konacağız...
Ateşi icat edip, tekerleği bulacağız...
Birbirimizden nefret edip, hinç ile savaşacağız... Bir demde âşık olup, hasretle kavuşacağız...
Renkler fışkıracak, biz savaştıkça...
Ve güneşler doğacak, biz kavuştukça...
Birbirimizi vurup, sonra da ağlayacağız...
El verip kurtarınca, yakın dost olacağız...
Sen hırslarda yüzerken, ben sanat yapacağım... Sen kitap yazdığında, toplatıp yakacağım... Balkonunun önünde, vicdana çağıracak,
sen vicdana gelince, arkamı döneceğim...
Zamanlar karılacak, gökyüzü yarılacak...
Gece ile gündüzler, iç içe karışacak...
Sesler uzaklaşacak, renkler solgunlaşacak... Sevaplar unutulup, günahlar gömülecek...
Sadece derinlerde, bir küçük not kalacak... Kurtulmak mümkün değil, kendini saklayacak... Gözüne görünmeden, gününü bekleyecek... Yıldızlar sönse dahi, o hiç kaybolmayacak...
Devirlerden birinde, o notu bulacaksın...
O gün yine gelecek, bu sırrı soracaksın...
Bulduğunda hazırlan, biraz ağlayacaksın...