“Bütün bunlara rağmen hayat, yine de anlamlı bir cümle kurabilme isteğidir.
İnsanın kendini tamamlayabilmesi isteği.
Zaman içinde aşınmış, her şeye kırgın bir ruhun kendini onarabilme çabasıdır.”
“Bil ki ey sevgili!
Ben seni aklımdan hiç çıkarmadım;
Ben sadece aklımı çıkardım.
Ve böyle bilsin bütün dünya, ben aklımı senin râmına değil, senin uğruna senden çıkardım.”
Nietzche’ nin neden saplantılı bir şekilde Salome’ ye aşık olduğunu tekrar anladığım bir kitap oldu. Bu kadar özgür ruhlu, benliğinin farkında, dönemin şartlarına rağmen kendini her anlamda yetiştirmiş bir kadın, ilginin her türlüsüne layıktır zaten. Yakın zamanda ‘Nietzche Ağladığında’ kitabını bitirmiştim, etkisini daha iyi anlamak ve biraz daha Lou Andreas Salome’ yi tanımak adına bu kitabını okumaya karar verdim. İyi ki de okumuşum. Herkese tavsiye ederim.
Kalıpları kırmak zordur özellikle de bir kadın olarak. Her ne kadar dönem şartları değişse de durum hep böyledir. Kadınlar değişmek, dönüşümünü tamamlamak için hep daha fazla ödün verir kendinden ,daha fazla fedakarlık yapar. Kimi zaman kitaptaki kahramanımız Adein gibi tutkulu bir aşkı sonlandırır, kimi zaman hakkında yersiz dedikodular çıkar, kimi zaman da her şeyi geride bırakmak zorunda kalır. Kalıplarını zorlamayan insan nasıl emin olabilir kim olduğundan? Ben kimim, varlık amacım ne? Ben neyde başarılıyım, neyi yapmalıyım, yeteneklerim neler? Bunlara cevap vermek zordur. Ama vermemek çok daha zor…Bilinçiz yaşanan bir ömür, sadece zaman öldürmektir çünkü ve zamanımızı öldüreceğimiz kadar uzun bir ömür bahşedilmedi bize. Bugünden başla kendini bulmaya, senin olan zaten senindir, seninle gelir ; eğer gelmiyorsa hiçbir zaman senin olmamıştır. Kimse yaşayamadığı bir hayatın pişmanlığını kaldırabilecek kadar güçlü değildir.