Yıldıray Unus

Yıldıray Unus
@Nehirden
İzmir
19 Kasım
16 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
"...maymun-adamların (Apemen) yağma ettiği bölgede Mlch’ler* yaşar, okurlarım hayvansal özelliklerini unutmasın diye ve buruk dillerinde sesli harflerin yokluğundan ötürü, sözcüğü sözcüğüne kesin bir aktarma yapmanın olanaksızlığı nedeniyle, bunları Yahoolar diye adlandıracağım. Daha güneyde, maki örtüsü içinde yaşayan Nr’leri de sayarsak, sanırım kabile bireylerinin sayısı yedi yüzü aşmaz. İleri sürdüğüm sayı varsayımsaldır, çünkü kral, kraliçe ve büyücüler dışında, Yahoolar gecenin bastırdığı yerde uyurlar; sabit konutları yoktur. Sıtma ateşi ve maymun-adamların sürekli baskınları onları kırıp geçirir. Aralarında yalnızca birkaçının adı vardır. Birbirlerini çağırmak için çamur atarlar. Bir arkadaşının dikkatini çekebilmek için, yatıp yerde yuvarlanan Yahoolar bile gördüm. Fiziksel açıdan, daha kısa alınlı olmaları ve zenciliklerini hafifleten bakırımsı bir yansı dışında, Kroolar’dan pek farklı değildirler. Meyve, kökler ve sürüngenlerle beslenirler; kedi ve yarasa sütü içerler ve elle balık avlarlar. Yemek yerken ya saklanırlar ya da gözlerini sıkı sıkıya yumarlar; geri kalan her şeyi köpeksi filozoflar gibi herkesin gözü önünde yaparlar. Erdemlerini sindirmek amacıyla, kralları ve büyücüleri parçalayıp yutarlar. Bu geleneklerini kınadım; kuşkusuz ölülerin de yenebileceğini veya -belki bu biraz aşırı zekice- bütün yediklerimizin sonuçta insan etine dönüştüğünü belirtmek istercesine, ağızlarını ve karınlarını sıvazladılar. Savaşlarda, yedeklik diye topladıkları taşları ve büyüsel ilençler kullanırlar. Çıplak yaşarlar, giysi ve dövme sanatı onlara yabancıdır. Dikkate değer bir olgu, saf su kaynaklarının ve gölge saçan ağaçların bulunduğu geniş çayırlı düzlüklere sahip olmalarına karşın, ekvator güneşinin çekilmezliğine katlanmaktan ve pislik içinde yüzmekten zevk
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Uyku, bilindiği gibi, eylemlerimizin en gizemlisidir. Yaşamımızın üçte birini ayırırız ve onu anlamayız. Kimilerine göre uyanıklığımızın gölgede kalmasından başka bir şey değildir; kimileri için de aynı zamanda geçmiş, şimdi ve geleceği içeren karmaşık bir durumdur, daha başkaları için ise kesintisiz bir düşler dizisidir.
Edebiyat
Kağnıları çeken öküzler kuşkusuz hâlâ Once Meydanı’nda dinleniyordu ve ölü menekşeler Barracas villalarına hoş kokular yayıyordu. Söylediği duyulan son şeylerden biri "artık yalnız ölüleri düşlüyorum" oldu. Hiçbir zaman aptal değildi, ama bildiğim kadarıyla, zihinsel keyiflerin tadına da varmamıştı; en azından geriye belleğin, sonradan da unutmanın sunduğu zevkler kalmıştı. Her zaman eli açık davrandı. Açık ve dingin bakışını ve gülümsemesini anımsıyorum. Şimdi sönmüş olsa da, bir zamanlar coşkulu hangi tutkuların, eskiden güzel olan bu yaşlı kadını sarstığını kim bilebilir? Alçakgönüllü ve sessiz yaşantıları kendininkine benzeyen bitkileri sevdiğinden, odasında begonya yetiştiriyor ve artık görmediği yapraklarını elleriyle yokluyordu. Yarı-düş durumuna gömüldüğü 1929 yılına kadar, hep aynı sözcük ve sıralamayla, Tanrı Baba duasını okur gibi, sanırım artık kendisine en ufak bir çağrışım getirmeyen tarihsel olaylar anlatırdı. Önüne ne konduğuna dikkat etmeden yerdi. Kısacası, mutluydu.
Edebiyat
Masada, portakal ve muz dolu bir çanakla, gelinin kendi eliyle hazırladığı portakal çiçekleriyle kaplı dondurmalı düğün pastasının arasında içinde beyaz krizantemler olan bir vazo duruyordu. Kâğıt güllerle bezeli sonbahar yaprakları etajerle Isa Peygamberin taş baskısını süslüyordu, Evelina’nın, mutluluğunun gizemli etkeni olarak saygı gösterdiği saatin üzerine ise kurutulmuş sarı çiçekler konulmuştu.
Sayfa 71
Edebiyat
İki kadın kaygıyla saate eğilip sallayıp döndürdüler onu, sanki yaşayan bir şeyi canlandırmaya çalışıyorlardı; ama ellerinin altındaki saat tepkisiz kaldı, sonunda Evelina içini çekerek bıraktı onu elinden. "Sanki bir şey ölmüş gibi, değil mi Ann Eliza? Oda ne kadar sessiz!" "Sahiden, öyle değil mi?" "Onu ait olduğu yere koyayım," diye devam etti Evelina, ölünün arkasından son görevini yerine getiren biri gibi.
Sayfa 18
Edebiyat