"...maymun-adamların (Apemen) yağma ettiği bölgede Mlch’ler* yaşar, okurlarım hayvansal özelliklerini unutmasın diye ve buruk dillerinde sesli harflerin yokluğundan ötürü, sözcüğü sözcüğüne kesin bir aktarma yapmanın olanaksızlığı nedeniyle, bunları Yahoolar diye adlandıracağım. Daha güneyde, maki örtüsü içinde yaşayan Nr’leri de sayarsak, sanırım kabile bireylerinin sayısı yedi yüzü aşmaz. İleri sürdüğüm sayı varsayımsaldır, çünkü kral, kraliçe ve büyücüler dışında, Yahoolar gecenin bastırdığı yerde uyurlar; sabit konutları yoktur. Sıtma ateşi ve maymun-adamların sürekli baskınları onları kırıp geçirir. Aralarında yalnızca birkaçının adı vardır. Birbirlerini çağırmak için çamur atarlar. Bir arkadaşının dikkatini çekebilmek için, yatıp yerde yuvarlanan Yahoolar bile gördüm. Fiziksel açıdan, daha kısa alınlı olmaları ve zenciliklerini hafifleten bakırımsı bir yansı dışında, Kroolar’dan pek farklı değildirler. Meyve, kökler ve sürüngenlerle beslenirler; kedi ve yarasa sütü içerler ve elle balık avlarlar. Yemek yerken ya saklanırlar ya da gözlerini sıkı sıkıya yumarlar; geri kalan her şeyi köpeksi filozoflar gibi herkesin gözü önünde yaparlar. Erdemlerini sindirmek amacıyla, kralları ve büyücüleri parçalayıp yutarlar. Bu geleneklerini kınadım; kuşkusuz ölülerin de yenebileceğini veya -belki bu biraz aşırı zekice- bütün yediklerimizin sonuçta insan etine dönüştüğünü belirtmek istercesine, ağızlarını ve karınlarını sıvazladılar.
Savaşlarda, yedeklik diye topladıkları taşları ve büyüsel ilençler kullanırlar. Çıplak yaşarlar, giysi ve dövme sanatı onlara yabancıdır.
Dikkate değer bir olgu, saf su kaynaklarının ve gölge saçan ağaçların bulunduğu geniş çayırlı düzlüklere sahip olmalarına karşın, ekvator güneşinin çekilmezliğine katlanmaktan ve pislik içinde yüzmekten zevk