İkimiz de birer insan arıyoruz, kendi insanımızı... Eğer birbirimizde bunu bulursak harikulade bir şey olur... Asıl ehemmiyeti olan budur, öteki meseleler ikinci derecede kalır...
Sabahattin Ali, anlatımını çok beğendiğim, zamanına göre çok değerli psikolojik tahliller içeren, Anadolu insanını övgüsünü de yergisini de ölçüsüyle yapan, yıllar geçse de eskimeyecek bir yazar.
Kürk mantolu madonna ise bu zamana kadar okumadigima ve ufkumu bu denli genişletecek kitabı deneyimlemedigime üzüldüğüm bir kitap. Belli bir kısma kadar ne olduğunu anlamadan, çabucak okuyarak geldiğiniz; günlük tadında ama bir o kadar da ilahi bakış açısıyla yazılmış giriş bölümüne sahip.
Raif beyin günlüğü okunmaya başlamasıyla adeta duygu yoğunluğu içerisinde kavrulduğum, günlük hayatımı unutup 'ileride ne olacak' susuzluğuyla çabucak bitirdiğim ama bitirdikten sonra klişe sonlardan hiçbirini tercih etmediği icin teşekkür ettiğim bir kitaptır kendisi.
Raif beyin aşkı, aşkı vazgeçilmez kılan içerdiği dostluğu, kendi değimiyle 'hatiralarimda bile dokunmaktan ürkecek kadar kıymetli' hadiseleri; kendinizi, yaşadığınız veya yaşamadığınız tecrübeleri hayatta yaşıyormuşçasına hissettiren, iki kişi arasındaki 'delice değil, gayet aklı başında sevme' leri yüzünüz gülümseyerek okuyacağınız çok değerli bir yapıt.
Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlarsan sıkılan bu mahlukları, birbirlerinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu.