Nuşin Esra Kaya

Puan vermedi·574 syf.··
2020 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2020 23:18
Dünyanın ortasına fırlatılmış Ferdinand’ın bir türlü sabitlenememesinin sürüklediği yolculuğun dile getirilişi. İkilemli bir başlangıç oldu bu esere başlamak. Irkçı bir insan, insanların ölümüyle ilgili konularda yazacak… Dünya da en katlanamadığım mesele ırkçılıktır. Irkçı olan kişilere anlam veremem, onların dillerinden çıkanlara katılmamın imkânı olamaz, gibi gelir. Ama oldu işte! Celine daha kitabın başında savaş ile ilgili tespitleriyle beni bağladı. Gecenin içindeki o karanlığa çekiliverdim. Ölüm bu yolla olacak bir şey olamazdı. Ne saçmalıktı birtakım insanların birtakım insanları, sırf birtakım insanlar istediği için öldürmek. Savaşta olmaktansa hapiste olmayı dilemesi korkaklık olarak adlandırabilir. Cidden korkaklık mı? Kaç kere dünyaya fırlatılabilir ki? Bir kere vücut bulduğumuz dünya da sırf o toprak parçası içinde doğduk diye ne gibi bir bağımlılık içeriyor da onun için tek şansımızı gözden çıkarıyoruz. Bunları anlamlandırmaya çalışmak Bardamu’yu böyle düşlerle yolculuklara sürüklüyordu, bence… Savaş olan kısımları hızlı ve hevesle okurken bir anda hayatta olurcasına duraklama geçirdim. Sanki sayfalar çevirmem film sahnesinde ağır çekime alınmıştı. Afrika’ya gidiyoruz. Burada da bir kötülük baş gösteriyor. Fakat Celine bir türlü kötülüğü gösteremiyor. Sadece etrafın ne kadar kötü olduğunu, insanların ne kadar berbat olduğundan bahsediyor ya da ben bunalmaktan böyle okuma yapıyorum. Savaşta kilit noktada karşısına çıkan Robinson yine beliriveriyor. Tam olarak ikisini bağdaştırıp duran neydi? Buna hiç anlam veremedim. Neden hep Robinson peşinden gitme halinde buluyordu kendini? Bardamu da buna bir ara yanıt arıyordu sanırım… Afrika’dan Amerika’ya gidiverdik, ben ve Ferdinand. Fordizm tespiti baş gösterdi. Yazar gerçek hayatında da bu yolculuklardan geçmiş.
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2019 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2019 12:29
Almodovar teoremi kitabını okuduktan sonra aklıma geldi yeniden bu muhteşem tiyatro oyunu. Koca bir burnun arkasına saklanmış güzelliklere; güzel sözlere, düşüncelere sahip bu adam gerçek bir yaşama sahip olmuş. Öyle bir yaşama sahip olmuş ki üstüne kurgulanmış öyküler, tiyatrolar yazılmış. Kitabı okuyalı birkaç sene olmasına rağmen aklımdan çıkmıyor bu büyük cesarete sahip olan adam. Cesaretine rağmen sevdiğinin karşısında o cesaretinin yerini büyük bir özgüvensizliğin alınışını… Burnunu herkese karşı büyültükçe büyültebilirdi fakat sevdiği kadına karşı yapamıyordu. Daha da kötüsü oldu sonunda sırf güzel diye başka bir adama bakan Roxanne’nin sırf mutlu olması için kendi sözleriyle, kendi o muhteşem sözlerinin dolayımıyla bu güzel adamla bir araya getirdi. youtube.com/watch?v=QUJpGqQ... En sevdiğim sözler de herkesin olduğu gibi bunlar oldu. İçine girdiğim çıkmazın akademiye atılmadaki bu yolda verilecek imtiyazlar için içimde oluşan çığlıkların dile gelişiydi, bu sözler. Farklı şeyler için söyleniyordu elbette. “Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek... Tek başına... Özgür olmak... Dünyaya kendi gözlerinle bakmak...” Çağlar değişse dahi insan her zaman aynı durumlarda buluyor kendini. Belki de geçmişte yazılan romanlarda kendi içsel diyaloglarımızı bundan dolayı buluyoruz. Zaman ilerleme de gelişmeler ilerleme denilecek bir muallakta fakat insan hala aynı insan. İSTEMEM! Hiyerarşi de birilerine yaltaklanarak gelinecek şeyler istemem… EKSİK OLSUN!
Cyrano de BergeracEdmond Rostand · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20171,394 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2020 00:28
Bir ya da iki yıl önce Alsancak garında yapılan kitap fuarındaki tezgâhta görerek edindiğim bu kitabı geçenler de ilk defa Almodovar filmi izleyince okumaya karar verdim. Ne büyük eksiklikmiş Almodovar filmi izlememek ve bu kitabı okumamak. Annem Hakkında Her şey filmini izlemiştim ve kitabı okuyunca bu filmin içinde ama farklı bir apartmandaki terastaymışım gibi hissettim. Otobiyografi olan bu kitap şenliğin boş alanın merkezinin nasıl bulunabileceğini anlamaya çalışıyor. Bir sonla yeniden doğuyor. Yazarın geçirdiği kaza sonucu yüzü tam anlamıyla çirkinleşiyor. Artık bir canavar. Canavarı görmek isteyen aslında onun özünü görmüş olacak. Ona baktıkça güzelleşecek bu çirkinlik. Estetik başka bir boyuta ulaşacak. spoiler... Geyik. Doppler kitabında beni etkileyen geyik tüm asaletiyle burada da takip etti. Ros'un da belirttiği gibi tüm her şeyi hakimiyetimiz altına alabiliriz fakat geyiğin o an o yoldan geçmesine engel olamayız. Geyik yaşadı ve onu tanıdı. Tekrardan peşine düştüğünde aslında çirkinliğin kendi kendini kabullenmesini hissettim. Otobiyografi eylemlerin değil iç düşünümün otobiyografisiydi ve geyiğin geri gelişiyle hayatı tekrardan yaşamaya başladı yani sonu, başlangıca dönüştü. Artık cisimleşmiş haliyle var olmuyordu.
Almodovar TeoremiAntoni Casas Ros · Sel Yayıncılık · 2013945 okunma
Trans-hümanizm mi? Post-hümanizm mi?
Puan vermedi·456 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 17:30
Tüm distopyalarımızın gerçeğe dönüştüğü o yıllardayız. Modernitenin doğuşuyla makineleşme olgusunun hayatımıza girmesinden itibaren bize ait olan şeylerin, iş yapabilme gücünü yitirmeye başladık. Tekhne artık hayatın merkezi. Artık iş yapabilme gücünden daha fazlasını makinelere, teknolojilere veriyoruz. Kendimizi yüceltip diğer her şeyden üstün tuttuğumuz yönümüzü paylaşmaya başlayan makinelere karşı nasıl bir tutum gösterip tekrardan kendimizi bir yere konumlandırabileceğimiz sorunu en gözde mevzu artık... Kitabın başında günümüz dünyasını irdeleyen Harari kurtulduklarımız olarak salgın, savaş ve kıtlığı verirken hakim yeni problemlerimize ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallığa erişmeyi koymuştur. Bu şekilde ayrımsamasını pek benimsediğimi söyleyemem. Görüyoruz ki bir salgın durumuyla hala evlere tıkılabilmekteyiz. Kaldı ki şimdi bu salgın olmasa da dünya geneli hakim değil diye -kendisinin de sonradan incelediği gibi- belli bölgeler de oluşan salgın, kıtlık, savaş durumları vardır. Bunların olduğunu görmezden gelerek başka sorunları aşmaya çalışmak dünyanın klasik ötekileştirme alışkanlığından gelmektedir. Badiou'nun da etik kitabında belirttiği gibi evrensel sözleşmemiz insan hakları beyannamesi dahi Avrupalı beyaz erkek özne üzerinedir. Tam bu nokta da aslında post-hümanizmden söz edilebilir. Yeni oluşan teknolojiye karşı post-hümanizmin tutumu bu ikililiği ortadan kaldıracak şekilde teknolojiyi karşılamamız üzerinedir. Hümanizmin öznesindeki bu tutuşu bu ötekileştirmeyi kaldırmak ve hümanizmin merkezine sadece insanı değil, insan olmayanı dahi koyarak tüm doğayı kapsayıcı bir karşıt hümanizm anlayışı sergiler. Bu özne değişimi ile bugüne kadar ki araç olarak kullandıklarımızı ve bizi bu noktaya getirenlere bir geri dönüş olacaktır. Sorumluluk yüklenecektir. Yeni
Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 201714,4bin okunma
Puan vermedi·270 syf.··
2020 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2020 02:36
Sevgili Boethius yunan ve Helenistik dönem felsefe tarihini çok iyi bir şekilde öğrenmiş ve içselleştirmiş. Uğradığı haksızlık sonucu hiç bir yargılanma içerisine girmeden tutsak edilmiş. Bu adaletsizlik sonucu kafayı yememek uğruna felsefeden arkadaşlarımıza yaptığımızı toz pembe şeklindeki teselliyi yaptırmasını sağlamıştır. Bu kadar okumuş, aklı kullanmayı ön plana koymuş insanların bu şekilde düşünüyor olabilmesi beni şaşkınlığa uğratıyor. Onların düşüncelerinin bana çok saçma gelmesi onları yanlışlamaz aslında. onların bağlamında böyle düşünmek normaldi diyerek ılımlı bir yaklaşım sergileyelim. Ortaçağ felsefesinin genel karakteristik problematiğini ortaya koymaktadır kitap. Felsefe ve din ilişkisini bağdaştırma yani akıl ve Hristiyan düşüncesini uzlaştırmaya çalışır. Platon tekniğinde bir yazım şekli güdülmüş fakat edebi olarak şiirsel dil eklemlenmesi gerçekten hoş olmuştur. Platon'un yazımı dışında düşünceleri de oldukça hakim. İyi ideası ve her şeyin ondan pay alması her şeyin ona doğru yönelmesi düşüncesini tanrı ile özdeşleştirerek dine yedirmeye çalışılmış. Tabii yeni platonculukta Platinos' un BİR, bütün olmasına da göndermeler yaparak tanrıdan sözde gelmeyen kötülüğün aslında olmadığını göstermeye çalışır. Orta çağ ve klasik din felsefelerinin ana sorunlarından biridir tanrının iyiyse kötülük nereden geliyor mevzusu. Burada kötülüğü insanların iyiliğe giderken seçtikleri yolda kötü olan yolu seçmelerine vermiştir. Yani herkes iyi olana yönelir fakat bu iyiye giderken bazı insanlar iyi yolu seçerken bazıları güçsüz olduğu zayıf olduğu için kötülüğü seçer. En can alıcısı ve sinir olduğum noktası da adalet konusunda ki düşünceleri oldu. Yeryüzündeki adaleti sağlama durumunu kötüleyerek bunu diğer tarafa bırakmanın daha doğru olduğunu çünkü kötülere burada
Felsefenin TesellisiBoethius · Alfa Yayıncılık · 2022783 okunma