Arkadaşlıklarının o ilk yılında Tin Win’e defalarca “Her yaşam, ölümün tohumunu taşır,” diye açıklamıştı. Ölüm, tıpkı doğum gibi yaşamın kaçınılmaz bir parçasıydı. Ona direnmek anlamsızdı. Korkmaktansa doğal bir şey olarak kabul etmek çok daha iyiydi.
Kendimiz sevdiğimiz gibi sevilmek isteriz. Başka türlüsü bizi rahatsız eder. Şüphe ve kuşkuyla karşılık veririz. Dili anlamayız. Suçlarız. Karşımızdakinin bizi sevmediğini iddia ederiz. Ama belki de bizi sadece, bizim anlayamadığımız kendine özgü bir biçimde seviyordur.