Kitabın dili öyle uçuk kaçık değil ama anlattığı meseleler baya dolu dolu olduğu için okurken sürekli kafan açık durumda oluyorsun. Çünkü sadece olaylar değil, arka planda koca bir ülkenin ruh hali var.
Bence kitabın en güçlü yanı, karakterlerin tek tek bir dönemin aynası gibi yazılmış olması. Herkesin kendince bir amacı, bir beklentisi, hatta bir hayal kırıklığı var. O yüzden isimlerden çok, temsil ettikleri düşünceler ve duygular akılda kalıyor.
Siyaset, toplum düzeni, insanların değişen yüzleri... Hepsi yan yana ilerliyor. Bir gün umut dolu gelen şeyin ertesi gün nasıl çıkar ilişkisine dönüştüğünü görünce hem merak hem hafif bir hüzün yaşıyorsun.
Eğer memleketin nereden gelip nereye savrulduğunu roman diliyle görmek isteyen biriysen en uygun romanlardan birisi. Kuru bir tarih dersi değil, gerçekten yaşanmış bir dönemin atmosferi var içinde. Klasik ama kesinlikle baymayan düşündüren, içten içe çarpan cinsten bir kitap.
Kısa bir hikaye ama anlattığı meseleler oldukça derin, okurken ister istemez dikkat kesiliyorsun. Çehov yine her zamanki gibi basit görünen bir hikayenin içine bayağı güçlü fikirler yerleştirmiş.
En etkileyici kısmı da karakterin iç dünyasına odaklanması. Yaşananlar sadece dış dünyada değil, asıl mesele karakterin kafasının içinde dönüp duranlar. Bu yüzden okurken sadece olayları değil, karakterin ruhunun iniş çıkışlarını da takip ediyorsun.
Özellikle insan psikolojisiyle ilgileniyorsan kesinlikle okunması gereken bir eser. Çehov burada bir yandan hikaye anlatıyor, bir yandan da insana kendi aklıyla yüzleşme hissi veriyor. Az sayfa, bol düşünce diyebilirim.
Kitabın dili sade ama olay örgüsü baya karmaşık, o yüzden okurken sürekli tetikte kalıyorsun.
Kitabın en güzel tarafı, karakterlerin tek tek ince ince işlenmiş olması. Olaylar sadece olay olsun diye gelişmiyor, herkesin bir derdi, bir geçmişi var. O yüzden sadece gizem değil, karakterlerin ruh hallerine de kapılıyorsun.
Eğer polisiye, gizem, biraz gotik atmosfer hoşunuza gidiyorsa kesinlikle okunmalı. Hem dönemin havasını hissettiriyor, hem de olaylar ilerledikçe merakı sürekli diri tutuyor. Klasik ama asla sıkıcı değil.