Diğer taraftan üstünlük akılla bilinebilecek bir şey değildir. Allah ve Resülu bir şeyi efdal kılarsa, üstün kabul ederse bizde onu öylece kabul ederiz. Hiçbir kişinin, hiçbir mekanın, hiçbir zamanın kendinden menkul bir üstünlüğü olamaz. Falan kişi, filan mekan, zaman daha faziletlidir diyebilmek için nas ile tayine ihtiyaç vardır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
... Ali Osman Ateş'in de isabetle belirttiği gibi İbn İshak , İbn Sa'd ve Taberi gibi alimler, kendilerine ulaşan rivayetleri eserlerine kaydederek gelecek nesillere aktarmakla yetinmişler, bu rivayetleri sıhhat açısından değerlendirmeye tabi tutmamışlardır. Bu bakımdan onların eserlerinde yer alan rivayetlerin hepsi aynı derecede güvenilirlik taşımazlar. Bu alimler eserlerinde naklettikleri rivayetleri alırken diğer hadis imamları gibi bir rivayetin kabulü için bir takım şartlar ortaya koymamışlardır.
Mü'min zarafetlidir ... Yaptığı iyiliği de unutur, kendisine yapılan kötülüğü de. Biriktirmez, hataların çetelesini tutmaz. İnsanlardan çok çektiğinin reklamını da yapmaz.
İnsan gereksiz yere konuşmamalıdır. Peygamber Efendimiz ne güzel söylemiştir:
“Çok konuşan, çok hata eder. Çok hata edenin günahı da çok olur.
Günahı çok olan ise cehenneme girmeyi daha çok hak eder.”?0 İşte bunun için atalarımız “çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz” demişlerdir. Sultdn-ı Enbiya Efendimiz kimleri sevmezdi bilir misiniz?
“Şu adam ne güzel konuşuyorl” dedirtmek için uzun uzun konuşanları, kürek gibi dili olanları sevmezdi.
Sözünü beğendirmek için avurdunu şişire şişire laf edenleri sevmezdi. Hele bilgiçlik taslamak için lügat paralayanları hiç mi hiç sevmezdi. Böylesi kimselerin, ümmetinin en kötüleri, en şerlileri olduğunu söylerdi.