Bir bireyin hatırı için ilkenin ve şerefin anlamını değiştirerek düpedüz bencilliğin, ihtiyatlılık olduğuna ve tehlikeyi duymazlığın mutluluk sağladığına beni de kendini de inandıramazsın.
“Sen beni seviyordun; o zaman beni terk etmeye ne hakkın vardı? Bana cevap ver, Linton'a duyduğun o geçici heves yüzünden beni bırakıp gitmeye ne hakkın vardı? Ne sefalet, ne horlanma, ne ölüm, ne de Tanrı'nın ya da şeytanın üzerimize yağdırabileceği herhangi bir felaket bizi ayıramayacakken, sen, kendi isteğinle, bizi birbirimizden ayırdın! BEN SENİN KALBİNİ HİÇ KIRMADIM, ONU SEN KENDİN KIRDIN ONUNLA BİRLİKTE BENİMKİNİ DE KIRDIN.”
“Neden güç onlarda? Çünkü sizler onlara bunu veriyorsunuz. Ve siz korkak olduğunuz sürece güç onlarda olacak. İnsanların canavar olarak adlandırdığı aslında on insanın güçlü iradesinden oluşuyor ve bu on insan bunu geri yıkabilir. Bir insan, bir tane canlı insan, onları reddederse gücü de yok eder. Ama siz boynunuzu büktüğünüz sürece ve ‘belki ben aralarından sıyrılırım’ dediğiniz sürece, kalbe dokunacağınız yerde, iki büklüm olduğunuz ve parmakların arasından kayma arzusu olduğu sürece, sizler sadece kölesiniz ve daha iyisini hak etmiyorsunuz.”