Nesrin Õzer

Modern tüketim toplumlarının artık İyilik ve Kötülük kavramlarını saf dışı etmiş olduklarını ve özellikle Kötülüğün yerini Mutsuzluk kavramının almış olduğunu ve bu dönüşümün nasıl devasa bir pazara yol açmış olduğunu açıklamaktadır. Bunların yanısıra tüketim toplumlarında göstergenin nasıl katledilmiş olduğunu, mevcut durumda iki boyutlu sabit fotoğraf imgesinin nasıl en saf ve kusursuz imge niteliğine sahip olabildiğini, tamamıyla ortadan kaybolmuş bir sanatın nasıl sistemin mantığına uygun bir şekilde salt irrasyonel bir ticarî nesneye dönüşmüş olduğunu açıklamaktadır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
CNN izleyicileri savaşı daha gerçekleşirken bir 'medya olayı' olarak rahat ve geniş koltuklarında cipsi yiyerek izledi.
Dağlar, ırmaklar, insanlar, ölümler, mecnunlar, avcılar, köylüler... Çok yordular beni, diyor Adam. Sözcükler demek istiyorsun, diyor Kadın. Sözcükler de, diyor Adam. Haklısın. İster istemez. Ama söz konusu olan her zaman bu değil miydi, diyor Kadın. Hayır, diyor Adam. Her zaman bu değildi. Yolculuğa bunun için çıkmamış mıydın, diyor Kadın. Hayır, diyor Adam. Bu da vardı. Belki vardı. Olabilirdi. Ama amaç bu değildi. Peki ya neydi, diye soruyor Kadın. Yolculuğun kendisi, diyor Adam. Demek öyle, diyor Kadın. Peki, şimdi bittiğine göre? Biten ne, diyor Adam. Yolculuk, diyor Kadın. Gerçek yolculuk şimdi başlıyor, diyor Adam. Bir kez daha mı çıkacaksın bu amansız yolculuğa, diyor Kadın. İster istemez, diyor Adam. Boşuna çabalama, diyor Kadın. Orda gördüklerini, duyduklarını, yaşadıklarını yazamazsın. Ben de düşlediklerimi yazarım, diyor Adam. Her zamanki gibi, diyor Kadın. Her zamanki gibi, diyor Adam. Öyleyse hiç durma yaz, diyor Kadın. İşte kâğıt, işte kalem.
Tümünün gözü iyi görüyor. Gözleri iyi görmeyenlerin bile gözlüğü yok. - Belki gördükleri her şeyi daha önceden gördükleri için ve yeni hiçbir şey görüş alanlarına girmediği için kullanmıyorlar gözlüğü. Kadınlarının saçları uzun, kınasız ve bitli. Gözleri kocaman, kara ve sürmeli.
Çok kanlılar. Dolayısıyla çok çocuklular. Pek çok bebe pek çok çocuk ölüyor. "Allah verdi, Allah aldı" deyip, kayıt düşmeden karda bir çukur kazıp gömüyorlar. Doğumlan gibi ölümlerinin de kaydı kuydu yok. Ölen sanki hiç doğmamış gibi. Her akşam yatmadan önce "Buna da şükür" diyorlar.