Neslihan

Hareket ve Sükûn
Sömürgeci genişlemeyle zengin kaynaklara kavuşan kapitalizm de aynı ifadecilimten fayda sağlar. Doğu adı verilen coğrafyanın yavaslikla birleşen hikmeti içerisinde işlevsel olmayan bilme bicimlerine karşılık, Avrupa düşüncesinde hızlanmaya dönük malumat tutkusu kıymet görür. Heidegger'in teknolojinin temel belirleyeni saydığı "fizik ve matematiğin evliliği" de bu istencin sonucu sayılabilir. Matematik soyutlamayla fiziki kaynaklar aynı denklemde islediginde sonlu maddenin zemini olarak yeryüzüne sonsuzmus gibi muamele edilir. Kaynakları hiç tukenmeyecek bir tabiat tasavvuru ortaya çıkar. Tek sorun, bir soyutlama şeklinde de olsa var olanı ifade etmek gibidir. Ama zamanla hamleli, istenc sahibi, arzulu, ifadeci oznelerle kurulu bir yapı içerisinde yeryüzünün sonlu bir kaynak olduğu, matematik ve fiziğin artık ayrılması gerektiği fikri yuzeye çıkar. Çevresel kısıtlar tüm ideoloji ve yaşam bicimlerinin temel belirleyeni olmaya başlar. Üstelik küresel zenginleşme sonucunda yavaş topluluklar da hızlanmaya başlayınca distopik tahayyül ve felaket öngörüsü belirir. Uzak cografyalarda tasarruf oranı her yıl biraz daha azalır. Yavaş insanların biriktirmeye odaklı, zor zamanlarin duygusuyla geliştirdikleri sebatkar tavırların yerini tüketici meyiller alır.
Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Neslihan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.·
8 günde okudu
·
2025 20. kitabı
Yasin Ramazan
8.4/10 · 390 okunma

Neslihan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·124 syf.·
11 günde okudu
·
2025 19. kitabı
Kadir Canatan
9.5/10 · 6 okunma
Fizyokratlar doğal düzen fikrini savunurlar. Bu fikre göre doğal düzene mudahale etmek sorunlar çıkarır. Nasıl evrenin doğal bir düzeni varsa, ekonominin de kendine özgü doğal bir düzeni vardır. Ekonomik faaliyetler kendine kendini düzene koyarlar, ayrıca dışarıdan bir kurumun müdahale etmesi gereksizdir. Buradan hareketle merkantilistlerin ziddina fizyokratlar devletin ekonomiye müdahalesine karşı koyarlar. Bu yüzden meşhur " laissez faire laissez passer"( bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler) ilkesini benimsemislerdir. Onlara göre ekonomiyi devlet değil, piyasa mekanizması düzenlenmelidir. Devletin görevleri güvenlik ve adaletle sınırlı olmalıdır. Peki, piyasa mekanizması nasıl çalışacaktır. Aksaklıklar olmayacak mıdır? Bu noktada fizyokratlar şöyle bir savunu icine girmektedirler: Bireyler kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışırken aynı zamanda toplumsal çıkarları da maksimize etmeye çalışırlar. Devlet ekonomiye müdahale etmezse, piyasaların doğal işleyişi, enflasyon, işsizlik ve benzer sorunları kendiliğinden çözecektir. Doğal düzen, özel mulkiyetin korunmasıyla baş başa gitmelidir.
Felsefe
Acaba bu yeni uretim araçları özel mulkiyete konu olabilir mi? Kendi kendine üreten veya iş yapan makine klasik değer teorisini değiştirir mi? İlk soruya Mutahhari yepyeni bir cevap vermektedir. Şu sözler ona aittir: Çalisan makine aslında filan bilim adamının metal aletlerle çalışan beynidir. Hatta toplumun beyni ve gelişimidir. Yüzyıllar boyunca bir makine gibi çalışan toplumun yerine geçen toplumdur. İnsan toplumunun, tarih süreci içinde bu şekle dönüştüğü zekasidir. Bu sözlerle yazar makinizm sayesinde gelişen aşamayı yeni bir durum olark değerlendirmekte kalmıyor, bu noktada görünüşte " bireysel bir zekanın" ürünü gibi gözükse de gerçekte toplumsal gelişmenin bir asimasina karşılık düştüğü için bu gelişmeyi "toplumun beyni"bin bir ürünü olarak da görmektedir. O zaman haklı olarak şu soru sorulmalıdır: Makinizm bireysel mülkiyete mi yoksa toplumsal mülkiyete mi konu edilmelidir?
Felsefe