Varoluşumuzda özel addettigimiz ile kamusal alanda gözler önüne serilen arasındaki sınır her gün biraz daha siliniyor. Zaten kendi özel alanımızın bu şekilde daraltilmasına çoğunlukla biz de suç ortaklığı yapıyoruz. İletişim kurma ve hoşa gitme arzusuyla, taklitçilik, boyun eğme veya cahillik yüzünden, özel alanimizi istila ettiriyoruz. Nadiren, bizi zenginleştiren ile bizden bir şeyler alıp götüren, bizi ozgurlestiren ile bizi kolelestiren arasında seçim yapmaya çalışıyoruz.
İnsan toplumlarının, ne kadar ileri olurlarsa olsun, en eski devirlerden beri , inşa ettikleri her şeyi tehlikeye atabilecek bir çarka kendilerini kaptırma riski mevcuttur.
Orwell 1984' ün kahramanlarından birine sinikçe, " İnsanlar özgürlük ile mutluluk arasında seçim yapmak zorundaydı ve büyük cogunluj mutluluğu seciyordu" dedirtir. Kimse olayları bize bu kadar çiğ bir bicimde sunmuyor ancak söz konusu ikilem bu yüzyıl bağlamında tamamen manasız da görünmüyor.
Anlamamızı sağladılar
Korkunç olacağını. Her küçük istek, her önemsiz arzu,
Her nefret destansı görünümler aldı.
Toprak kurşuni ve harap, tıpkı
Öfke dolu bir rüya gibi. İçimizdeki en kötü yanlar üste çıkıp
Yok ettiler tamamen geri kalan her şeyi.
Tracy K. Smith. Wade in the Water