Kırmızının hissini hiç görmemiş olana anlatın üstadım.
Parmağımızın ucuyla dokunsaydık demirle bakır arasında olurdu. Avucumuzun içine alsaydık, yakardı. Tatsaydık tuzlu bir et gibi tok olurdu. Ağzımıza alsaydık doldururdu. Koklasaydık at gibi o kokardı. Çiçek gibi koksaydı papatyaya benzerdi, kırmızı gül değil.
Susun da dinleyin nasıl da böyle harika bir kırmızı olduğumu. Boyadan anlar üstat nakkaş, Hindistan‘ın en sıcak yerinden gelen en iyi kırmızı böceğinin kurusunu kendi elceğizi ile döve döve iyice toz edip bunun beş dirhemini ve bir dirhem çöven ve yarım dirhem de lotor hazır etti. Üç okka suyu tencereye koyup çene içine atıp kaynattı. Sonra lotoru suya koydu, güzelce karıştırdı. Bir güzel kahve içecek zaman kadar kaynattı. O kahve içerken ben de az sonra doğacak çocuk gibi sabırsızlanıyordum. Kahve aklını açıp gözlerini cin gibi yapınca kırmızı tozunu tencereye attı bu iş için kullandığı ince ve temiz çubuklardan biriyle güzelce karıştırdı. Gerçek bir kırmızı olacaktım.
Kırmızının hissini hiç görmemiş olana anlatın üstladım.
Parmağımızın ucuyla dokunsaydık demirle bakır arasında olurdu. Avucumuzun içine alsaydık, yakardı. Tatsaydık tuzlu bir @ gibi tok olurdu. Ağzımıza alsaydık doldururdu. Koklasaydık at gibi o kokardı. Çiçek gibi koksaydı papatyaya benzerdi, kırmızı gül değil.
Ben, şeytan. ailemdeki bütün kötülüklerin günahların kaynağı ben değilim. Pek çok insan benim kışkırtmam kandırma vesveselendirme olmadan kendi hirslari şehvetleri iradesizlikleri ve alçaklıkları ve çoğunlukla da aptallar yüzünden günah işliyorlar.