Zülfü Livaneli birçok kitabını okumuş biri olarak kalemini sevdiğim dahası son yıllarda daha da bilgeleşmesiyle sohbetlerini beğendiğim bir yazar. Bu eserinin çıktığını duyduktan sonra almak için bir süre bekledim. Çok fazla olumsuz yorum görünce almaktan vazgeçip dinlemeye karar verdim. Bu konuda da isabet ettiğimi düşünüyorum.
Kitap, gerçek olaylardan yola çıkması ve bu toprakların kanayan yaralarından olan düşünce özgürlüğünü konu edinmesi açısından elbette önemli. Ama bir okur olarak beni o kadar mutsuz etti ki. Yazar, yazmak istediklerini sanki yazmaktan kendini tutmuş gibi. Yani hissettiğim şeyi tam olarak anlatamayabilirim.Anlatılan olaylar, işkence sahneleri çok trajik durumlar ama duygu o kadar insana geçmiyor ki. Sanki ajite etmeye ya da edebi olarak anlatmaya çalışmış gibi.
Olaylar çok trajik olunca anlatım yalınlaşır edebi eserlerde. Yazarın bizzat hapse girmediğini yakın arkadaşlarının girdiğini biliyoruz. Oradaki hayatı , hissiyatı yansıtamamış bence.
#Büyük Defter romanını okudum.Yazar, savaşı yaşamış ve öyle anlatmış ki. Donup kalıyor insan. Aynı zamanda çok sürükleyici. İçinize oturuyor.
Bunda ise insanda eksiklik duygusu ve sanki aceleye getirilmiş hissi uyandırıyor.
Tabii ki bunlar benim son derece kişisel fikirlerim.