Nevnihalç

Puan vermedi·
Bahçıvan ve Ölüm “Bir hikaye yaşanmış ve kişisel olsa bile bir kez dilden geçince, kelimelere bürününce artık bize ait olmaktan çıkar,o artık gerçeklik kadar kurmacanın da düzenine aittir.” Bu edebiyatın en önemli gerçeği bence. Bir gün kitap yazarsam ben de böyle yazacağım başına. Küçük bir kaza geçirip evde oturmaya mahkum olunca bir türlü ilerletemediğim kitabı bitirdim.Kapağına roman yazmak ne kadar doğru acaba? Bu eser, romandan çok bir mezar kitabesi bence.Daha da doğrusu bir yas günlüğü. Bu yüzden bir kara tren gibi gibi ağır ağır dumanını savura savura içimden geçti benim. Samimi, doğal anlatımı eserin en tatlı tarafı bence. Babalar üzerine incelikli tespitleri, kültürel benzerliklerimizi farkettiğim Bulgar toplumunun kişisel bir geçmiş üzerinden okumamıza imkan veren yoksul ve sıkıntılı tarihleri gibi bir çok ayrıntı da okuma zevkini arttıran taraflarından. Ve şüphesiz kitabı akıllara kazıtan giriş cümlesi. “ Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” Bu ifade Voltaire’in ünlü eseri Candide’in sonunda geçen meşhur cümleyi hatırlatıyor. Zaten kitapta da bahsi geçiyor. “Il faut cultiver notre jardin.” “Bahçemizi yetiştirmeliyiz / kendi bahçemizi ekip biçmeliyiz.” Bu söz mecazi anlamda elbette.insanın dünyayı tamamen düzeltmeye çalışmadan önce kendi hayatını, emeğini, iç dünyasını ve sorumluluklarını geliştirmesi gerektiğini anlatıyor. Ama bunun bir nevi somutlaşmış hali yazarın babası.Hayatını bahçe ve bitkilerle dolduran çileli ama mücadeleci bir adamın hüzünlü hikayesi.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Reklam

Nevnihalç

, bir kitabı okumaya başladı
Georgi Gospodinov
7.9/10 · 14,2bin okunma

Nevnihalç

, bir kitap okudu
7/10
·211 syf.·
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
Orhan Pamuk
7.6/10 · 62,1bin okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2026 4. kitabı
# Benimadımkırmızı dan sonra #orhanpamuk la devam etmek istedim. # kafamdabirtuhaflık ‘ı çok severek ve hızlıca okudum. Hem anlatımı hem de konusuyla çok sürükleyici bir roman. 1950’ li yıllarda babasıyla birlikte Beyşehir’den İstanbul’a gelen saf kalpli, dürüst Mevlüt’ün hikayesini okuyoruz.Mevlüt, babasıyla yoğurtçuluk yaparken İstanbul’u, insanları ve hayatı tanıyor. Köyden kaçırdığı Rayiha ile tek göz bir evde mesut yaşarken gece gündü çalışsa da hep geçim sıkıntısı çekiyor. Gündüz nohut pilav satarken geceleri boza satıyor. Hayatı boyunca bozacılığı asla bırakmıyor. Çünkü hiçbir zaman ait olamadığı bu kentte geceleri karanlık sokaklarda yürürken kendini iyi hissediyor.Belki de gerçekten var olabiliyor. Kimseye yalakalık yapmayan, dürüst Mevlüt, zenginleşen amcaoğlularının aksine zar zor geçiniyor. Roman aynı zamanda ellili yıllarda başlayan göçlerle gecekondularla dolan tepelerin 2000’li yıllarda plaza ve kulelerle kaplanmasının hikayesini de anlatıyor. Bu bağlamda iktidar - çıkar ilişkileri, sosyolojik değişimler de gözümüzün önüne seriliyor. Bu hikaye benim kişisel tarihimle de bir yerde kesiştiği için okumaktan keyif aldım. 90’lı yıllarda üniversite okumak için gittiğimde bu gecekondulaşmadan şehirleşmenin başlangıcıydı sanırım. Sonraki yıllarda ara ara gittikçe İstanbul’ a bu değişimin ne kadar ivme kazandığını gördüm. Bir zamanlar her ilçede bir Anadolu şehri yaşardı ama sonradan ne kadar İstanbullu oldular tartışma götürür. Bir de kitabı okurken o gecenin karanlığını delen bozacıların sesini duydum sürekli. Bir taşralı olarak ben bozayı da bozacıları da hiç tanımamıştım. İlk defa bunu duyduğumda şaşırmıştım. Yazarın bozayı ve bozacıyı seçmesi tesadüf değil elbette. Değişen, oburca büyüyen bir şehir ve bozulan insanların karşısında özündeki iyiliği
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma

Nevnihalç

, bir kitap okudu
Puan vermedi·150 syf.·
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Irmak Zileli
8/10 · 787 okunma