Bu toplumda Atatürk'ü zihinlerden silmeye çalışmak bir lükstür, lüzumsuz bir çabadır. Yanlış tanıtmaya çalışmak da, amatörce tarihçilerin işi olsa bile, gülünçtür.
Eylül
Temalar:
Yasak aşk, iç çatışma, hüzün ve melankoli, sadakat ve ihanet…
Eser, Suat ve Süreyya’nın iç dünyasına yapılan derin ve etkileyici bir yolculuğu anlatır. Bu kadar güçlü bir romana çok az yorum yapılmış olması gerçekten şaşırtıcı. Bana göre Kürk Mantolu Madonna ile eş değer bir eser.
Suat ve eşi Süreyya evliliklerinde mutlu değildir. Süreyya daha çok eğlenceyi ve dış hayatı severken, Suat duygusal ve hassas bir yapıya sahiptir.
Süreyya’nın yakın arkadaşı Necip sık sık onların evine gelir. Zamanla Necip ile Suat arasında gizli bir duygusal bağ oluşur. Ancak bu aşk yasaktır; çünkü Suat evlidir.
Üçü birlikte bir yalıya taşınır ve bu ortamda duygular daha da yoğunlaşır. Suat ve Necip birbirlerini severler, fakat bu aşkı açıkça yaşayamazlar. İçlerinde derin bir çatışma büyür.
Romanın sonunda çıkan yangında, Necip Suat’ı kurtarmak isterken ikisi de hayatını kaybeder. Böylece eser trajik bir sonla noktalanır.
“Bütün bir yazın saadeti, bir tek eylül hüznüne feda edilmişti.”
Bu alıntı, romanın özünü en iyi şekilde yansıtır bana göre.
Mutlu geçen zamanlar, sonunda gelen hüzünle gölgelenebilir…
Ve bir diğer etkileyici alıntı:
“İnsan, en çok sakladığı duyguların esiri olur.”
Gerçekten çok doğru değil mi?
Ayrıca Eylül, edebiyat tarihimizin ilk psikolojik romanı olarak önemli bir yere sahiptir.