Kimi zaman en güzel yaratıların önsöz yazılarında ortaya çıktığı hissine kapıldınız mı hiç? Tristram Shandy’deki Orhan Pamuk mesela! Okuduğum en güzel Pamuk yazısıdır. Peki ya Cesur Yeni Dünya’nın, ya da ne bileyim, Mülksüzler’in önsözlerine ne demeli? Hatta Komünist Manifesto’nun! Yapmayın ağalar, okuyun önsözleri! Meşe fıçılarında yıllarca dinlendirilmiş birer İskoç…gibidirler.
Bana öyle gelir ki eğer bir duygu değişiyorsa o duygu zaten hiçbir zaman var olmamıştır. On altı yaşındayken sevdiğim kitaplar vardır. Onları hala severim.
Dünyadan öcünü almak için çok kötü bir adım atmak istiyorsan, o adım kendini düşmanına satmak değil, onunla evlenmektir. Senin en kötü yanını onun en kötü yanıyla eşleştirmek için değil, senin en kötü yanını onun en iyi yanıyla eşleştirmek için.
İnsan olduğunu sanan bir yığın yaratıktan nefret etmedikçe, insanları sevmek mümkün değildir. Ya biri sevilir ya öbürü. İnsan hem Tanrı’yı hem de günahı eşit sevemez ki! Günah işlediğinden habersiz olması hariç. Çünkü insan Tanrı’yı bilemez.