Milyonlarca insanın kaderini kontrol eden görünmez hükümdarlar var. En nüfuzlu kamusal kişiliklerin sözcük ve eylemlerinin ne dereceye kadar perdenin gerisinde duran kurnaz kişilerce söylendiği genel olarak fark edilmemektir.
Bize, biz farkında olmadan fikirlerimizi veren, kime hayranlık duyacağımızı, kime sinir olacağımızı; kamu hizmeti kuruluşlarının mülkiyeti, gümrük vergileri, plastik fiyatları, Dawes Planı ve göç konusunda neye inanacağımızı; evlerimizin nasıl tasarlanacağını, hangi mobilyaları döşeyeceğimizi, hangi yemekleri yiyeceğimizi, hangi tür gömlekleri giyeceğimizi, hangi sporlarla uğraşacağımızı, hangi oyunları izleyeceğimizi, hangi hayır kuruluşlarını destekleyeceğimizi, hangi filmleri seveceğimizi, hangi argo ifadeleri kullanacağımızı, hangi esprilere güleceğimizi söyleyen bu adamlar kimdir?
Yeni propaganda sadece bireyi ya da tek başına kitlesel aklı değil aynı zamanda ve özellikle iç içe geçmiş grup oluşumları ve sadakatleriyle toplumun anatomisini de hesaba katar. Bireyi sadece sosyal organizmada bir hücre olarak değil sosyal birimin içinde örgütlenmiş bir hücre olarak görür. Bir sinire hassas bir noktadan dokunursanız organizmanın belli üyelerinden kendiliğinden bir tepki alırsınız.
Günümüzde konu ister bir katedral inşa etmek ister bir üniversiteye bağışta bulunmak, dokunaklı bir filmi pazarlamak, yüklü miktarda tahvil ihraç etmek ya da başkan seçmek olsun propaganda olmadan neredeyse hiçbir önemli girişimde bulunulmamaktadır.