Niçeda

Niçeda
19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI
Bir milletin yeniden ayağa kalktığı, dirilişin ve umudun adıdır 19 Mayıs… KUTLU OLSUN! Daima izindeyiz…
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2026 20. kitabı
İnsan çoğu zaman kendini doğrudan değil, başkasıyla kıyaslayarak tanır. Başkasına bakar, ölçer, tartar ve farkında olmadan kendine bir yer biçer. Oysa bu kıyas masum değildir. Her karşılaştırma, içinde gizli bir eksiklik ya da fazlalık duygusu taşır. Fazlalık kibri doğurur, eksiklik aşağılığı. Haset, kıskançlık ve rekabet ise tam bu kırılma noktasında filizlenir: İnsanın kendisiyle yetinemediği, kendini eksik gördüğü yerde. Doğuştan gelen bireysel farklılıklar ya da toplumsal ve sınıfsal eşitsizlikler, benzer konumda olup daha şanslı görülen kişilere karşı açık ya da örtük haset duygularını tetikler.( Birçok kişi bunu kabul etmez çoğu zaman) Yaşamın adaletsizliğiyle yüzleşmek, özellikle yokluk tecrübelerinde bu duyguyu daha da keskinleştirir. İnsan zorlu mücadeleler verirken başkalarının aynı yükten kolayca sıyrıldığını gördüğünde, içinde biriken öfke çoğu zaman yalnızca bir tepki değil, daha derinde yatan bir hasetin dışavurumudur. Bunu akrabalık, komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerinde de görmek mümkündür. Çünkü bizden daha düşkün olan çoğu zaman içimizi rahatlatır. Bizden yüksekte duran ise aşağıda kaldığımızı hatırlatır. Aşağıda olan teselli verir, yukarıda olan yara açar. Haset, kıskançlık ve rekabetin en temel tetikleyicisi kıyastır. Kıyasın olmadığı yerde bu duygular daha silik yaşanır. Onların yerini beğeni, hayranlık ve gıpta gibi daha yumuşak duygular alır. Ancak “Hangimiz daha iyi?” sorusu devreye girdiği anda, bu bozulur ve insan kendini bir eksiklik duygusunun içinde bulur. Haset ve kıskançlık kavramı çoğu zaman birbiriyle karıştırılır. Çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılır. Oysa çok farklı kavramlardır. Haset, kişinin kendinde olmayanı başkasında görmesiyle ortaya çıkar. Bu duygu, beraberinde eziklik, değersizlik ve küçülmüşlük hissini getirir. Bu
Haset ve RekabetLeyla Navaro · Remzi Kitabevi · 2011296 okunma
Hayat bazen tehlikeli oyunlara mecbur bırakıyor albayım;
"Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: "Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım."
Sayfa 259
Alıntı
Kendime engel olamıyorum: Yanımda sıcak bir varlık bulunca bencil oluyorum. İnsan, sevdiğini üzmek pahasına ondan yararlanmağa çalışıyor. Bu arada benim gibi, aşağılık durumlara düşüyor. Çünkü neden? Çünkü yalnızlık ve karanlık onu vahşileştiriyor.
Sayfa 259
Alıntı
Savaşın Ortasında Anlam Arayışı
10/10
·624 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 17:15
Hemingway’in Çanlar Kimin İçin Çalıyor romanı savaşın anlamsızlığını anlatmakla yetinmez; insanların bu anlamsızlığa tutunabilmek için nasıl anlam ürettiklerini, kendilerini nasıl kandırdıklarını gösterir. İspanya İç Savaşı’nda sosyalistlerin tarafındayız. Küçük bir grup: Robert Jordan, Pablo, Pilar, Anselmo ve Maria. Görevleri nettir: Faşistlerin geçişini sağlayan köprüyü havaya uçurmak. Her şey ilk bakışta açık ve basit görünür. Ancak sayfalar ilerledikçe bu açıklığın bir yanılsama olduğu ortaya çıkar. Asıl mesele görevin başarıyla tamamlanıp tamamlanmaması değil, bu görevin içinde insanların neye dönüştüğüdür. Robert Jordan, ABD’de İspanyolca öğretmeniyken İspanya’ya sempati duymuş, sosyalist ideallerle savaşa katılmıştır. Eşitlik ve adalet uğruna verilen bu mücadele, onun gözünde erdemli bir zorunluluktur. Birçok operasyona katılmış, liderlik konumuna gelmiştir. Ancak köprüyü patlatma göreviyle birlikte bu idealler sarsılmaya başlar. Az sayıda insanla bu görevin başarı şansı düşüktür; daha da önemlisi, başarılsa bile geri dönüş neredeyse imkânsızdır. Komuta kademesi bunu ya hiç düşünmemiştir ya da bilerek göz ardı etmiştir. İnsan hayatı, uğruna savaşılan “yüce amaç” karşısında kolayca gözden çıkarılabilir hale gelmiştir. Jordan bütün bunların farkındadır. Görevin mantıksızlığını görür, hatta bunun bir çıkmaz olduğunu bilir. Buna rağmen devam eder. Çünkü savaşın içinde kalmış biri için geri dönüş, en az ilerlemek kadar imkânsızdır. Bu noktada Maria’nın varlığı devreye girer. Maria, savaş öncesi hayatın, yani başka bir ihtimalin hatırlatıcısıdır. Jordan’ın ona duyduğu şey yalnızca aşk değildir; aynı zamanda kaybettiği hayata duyduğu özlemdir. Ancak bu özlem bir çıkış değil, tersine bir araç haline gelir. Maria ile kurduğu gelecek hayali, onun göreve devam
Edebiyat
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 202514,5bin okunma