Din ve psikanaliz aynı şeyler mi? Aynı şeye mi hizmet ediyorlar? Neye mi? Tabii ki: İNSANIN ANLAM ARAYIŞINA.
Kitap öncelikle bu iki kavramın birbiriyle ilişkisini ele alıyor. Din için; otoriter, köle ahlakı temelli, insanın potansiyelini engelleyen bir yetkeci dinin insanın anlam arayışını ve hayatını kolaylaştırmak yerine, soydaşlarını denetim altında tutmak için bir sembol olduğunu savunuyor. Ki Freud tam olarak böyle düşünüyor.
Ancak Fromm, dinin diğer türlüsünün de olduğunu onu da ele almamız gerektiğini düşünüyor. Yani daha çok dinin ketlerinden arda kalan iyi yaşam, hoşgörü, sevgi, adalet gibi insan hayatını kolaylaştırıcı yönlerini görmezden gelmiyor. Burda benim aklıma hem Budizm hem de Alevilik geldi. Çünkü Alevilik hümanisttir. Hacı Bektaş-ı Veli'nin sözünü hatırlayalım: "Benim Kabem İnsandır." Sonrasında düşündüm de Aleviliğin çıkış amacına, düsturuna ve ibadet şekline bakınca Fromm'un neden bahsettiğini çok daha iyi anladım. Alevilik daha çok insan, komün ve kaynaştırıcı ibadet odaklı. Özellikle mazlumun, iyinin, haksızlığa uğrayanın yanında olmak gibi düşüncelerle oluştuğunu göz önüne alırsak, Fromm'un insani değerlere uygun dinine çok benziyor. Çünkü bu düsturu benimseyenler normal hayatlarına da bunu uygulayacaktır. Ki günümüzde görüyoruz ki büyük bir kısmı suçlu potansiyeli düşük, seküler, eşitlikçi ve laikliği savunan insan topluluğudurlar. Örneğin bilindik sözlerden biri : "İyilik, iyidir." İyiliği gelecekte bir ödül olarak değil de iyi olmanın kendisine ve topluma iyi geleceğini düşünerek gerçekçi ve yarayışlı bir etki sağlar. Ben kendi içimizden örneklendirmenin daha uygun olacağını düşündüm. Yoksa herhangi bir inanca, kültüre sempati göstermek gibi bir amacım yok, bunu belirteyim.
Jung ise dini bilinçdışımızda, bizim etkimiz