Babamın ışığının yanında durmuştum. Aietes’i kollarımda tutmuştum, yatağım ölümsüz ellerin dokuduğu kalın, yün battaniyelerle doluydu. Ama o âna kadar hiç ısınmamıştım bence.
Nereden nasıl başlayacağımı bilmiyorum. O kadar etkilendim ki kitap bittiğinde kocaman bir boşluğa düştüm ve
SPOILER ALERT...
Ben mutlu son insanıymışım. Çok üzgünüm, çok mutsuzum, asla böyle bir son beklemiyordum. Kahroldum resmen. Hatçe daha ne yaşadı ki, bir ömür böylece gitti. Anam beni doğurmasaydı dedirtti hayatı. Vayvay köyüne gidip kutu gibi bir evde 4 kişilik aileleriyle huzur dolu yaşamalarını o kadar istedim ki. Olmayacağını bile bile heyecanla bunu bekledim.
Kitapta baş karakterimiz İnce memed doğduğu günden bu yana çile çekiyor ve bir gün kasabaya gidip ağasız bir düzeni görüp büyük bir cesaretle bu düzene son vermek istiyor. Dolaylı olarak eşkıya oluyor. Dünya çapında bu tür yozluklar yok mu, bolca var. Ama kim çıkıp da hayatını hiçe sayarak isyan edebiliyor, tartışılır. İlk olarak bu cesareti, kaderim böyleymiş demeyip de daha iyisini istemesi Memedin ne büyük bir lider olduğunu gösterdi bana şahsen. Kitap boyunca zulme uğrayanların, ezilenlerin, işkenceye maruz kalanların sesi soluğu olduğu için seveni çoktu. Ama siyasal olarak baktığımızda tüm jandarmalar, ağalık paşalık düzeninin ekmeğini yiyen tüm anti hümanist insanlar da onun düşmanıydı. Belli bir yerden sonra bile yeter artık canımı kurtarayım bu insanlardan, kendimi düşüneyim demedi hiç. Hep amaçları hedefleri vardı. Bu bozuk düzeni, Abdi Ağa'nın beş köydeki her tarlaya sahip olup köylülere eziyet ettiği bu iğrenç düzeni bozmak istedi, hatçeyle mutlu mesut yaşamak bile onun ilk planı değildi. Ah canım Memed ve Hatçe...
Kör olası Yaşar Kemal, bu neçe betimleme. Her şeyi birebir yaşadım resmen. Yeri geldi üzüldüm, güldüm, ağladım, yıkıldım, isyan ettim. Ben de bu köyün bir ferdi oldum. Bittiğinden beri içim hala sıkılmış ve bunalmış halde. Keşke bu kitap nobel ödülünü alsaymış. Betimlemeler,
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,4bin okunma
Vaktiyle Bolu şehrinde ... der başlardı.
Sokakta bir küçücük köpek görmüş Köroğlu. Köpek küçücük, el kadar. Dört beş kocaman kocaman köpek, araya almışlar küçük köpeği. Saldırırlar. Küçük köpek kaçmaz, kendini savunur. Savunduğu gibi, onları yener de ... Her birini bir yana dağıtır, yoluna gider. İşte Köroğlu bunu görür. Bu dövüşü seyreder.
Demek, der Köroğlu, bir küçük köpek!.. Yürekli olunca... Ondan sonradır ki Köroğlu, Köroğlu olur. Korkmaz.