Kitabı bitirdikten sonra uzun bir geziden eve yeni dönmüş gibi hissettim. Çok sürükleyiciydi. Langdon, Sophie ve ben iki üç günlük uzun bir yolculuğa çıktık. Gizemli bir ölümle başladık, şifreler, simgeler, kiliseler,tarikatlar, müzeler derken kutsal kaseyi bulduk nihayetinde.
Ben çok sığ düşünen biri olarak neredeyse sonuna kadar somut bir kase bekledim. Sonunda anlıyoruz ki gerçekten kutsal olan bir eşya değilmiş. Çok derin çok güzel…
Muhakkak okunmalı arkadaşllaarr.
Okurken de bittikten sonra da ulan acaba gerçek mi???? düşüncesiyle irkildim
Bu “halk” sözcüğü çok belirsiz, -dedi Levin - Bucak kâtipleri, öğretmenler ve bin köylüden belki biri neyin söz konusu olduğunu biliyordur. Geri kalan seksen milyon, Mihaylıç gibi, bırak iradesini belirtmeyi, hangi konuda iradesini ifade etmesi gerektiği üzerine en küçük bir fikre bile sahip değildir.
Bunun halkın iradesi olduğunu söylemeye nasıl hakkımız olabilir?
Eğer iyiliğin bir nedeni varsa, o artık iyilik değildir; eğer iyiliğin bir sonucu, yani ödülü varsa yine iyilik değildir. Demek ki iyilik, neden ve sonuç zincirinin dışındadır.