John Fante'nin Toza Sor kitabını okuyup favori listeme aldıktan sonra, kalan tüm kitaplarını siparil verdim.Fakat....Fakat ne Bunker Tepesi düşleri ne de gençliğin şarabı kitapları gibi eserleri, asla Toza Sor kalitesinde değil.
Bu 3 kitabı okuduktan sonra artık John Fante'nin tarzını çözmüş bulundum.Genelde ani kararlarıyla hikayenin konularını bir anda çevirip bambaşka yöne akıtarak ben nerdeyim, buraya nasıl geldim hissi yaşatıyor.Bu his toza sorsa muhteşem geçişlerle inanılmaz iyi gelirken, Gençliğin Şarabında ise kitabı bıraktırtmaya itiyor...
Hikayelerinin içeriğinde kiliseyle haşır neşir anıları, cehennem hikayeleri, peder dialogları okadar gereksiz uzun ve detaylı ki, 3 bölümü bu şekilde 4 sayfa okuyup atladım.ilk 70 sayfası ve son bölümlerden biei komik ve akıcıydı sadece.Kitap bittiğinde ise tamamen zaman kaybı hissyatı yaşattı.büyük hayal kırıklığı...
John Fante'nin Toza Sor kitabını okuyup favori listeme aldıktan sonra, kalan tüm kitaplarını sipariş verdim.Fakat....Fakat ne Bunker Tepesi düşleri ne de gençliğin şarabı kitapları gibi eserleri, asla Toza Sor kalitesinde değil.Ve henüz okumadığım diğer eserlerine karşıda önyargı beslemiş durumdayım.
Bu 3 kitabı okuduktan sonra artık John Fante'nin tarzını çözmüş bulundum.Genelde ani kararlarıyla hikayenin konularını bir anda çevirip bambaşka yöne akıtarak ben nerdeyim, buraya nasıl geldim hissi yaşatıyor.Bu his toza sorsa muhteşem geçişlerle inanılmaz iyi gelirken, Bunker Tepesi Düşlerinde ise kitabı bıraktırtmaya itiyor...
Satori yaşatan bir kitap.tamam farkındayım abarttım.tabi ki abarttım..Çünkü içgüdülerimizin tercümanı olan bir kitaptı.farkında olmadan retorik sanatını icra ediyor oluşumuz size de trajikomik geliyorsa okuyun, uyanık olun, uyandırın
azra kohen çok mu zeki yoksa çok mu aptal ve basit bir yazardır, tüm kitaplarını okumama rağmen hala çözememiş bulunmaktayım...gerek röportajlarından ötürü, gerek ayşe arman gibi yalakalarla takılıp sosyal mecralarda bu tip insanlara övgüler dizmesinden ötürü, gerek kitaplarındaki kurnazlıklardan ötürü, bu kadın hakkındaki fikirlerim çok uçlardadır..
kitaplarındaki aşk hikayelerini görmezden gelmeye çalışıp, dünya görüşünü analiz etmeye baktığımda gerçekten başarılı ve cesur buluyorum.fakat gel gelelim bu vizyonunu kelimelere transfer etmesine baktığımda tamamen leş bir yazar.
öte yandan kafamdaki yeni bir sekmede birden şu beliriyor ve böyle bir dünya görüşüne sahip insanın bu kadar basit olacağına inanmak istemediğimden dolayı, kurgularının ve bağlamlarındaki basitliği;
hitap ettiği kesimin seviyesine inmeye çalışıp, ne okusalar, ne öğrenseler kardır güdüsüyle, varsın popülist kültür seviyesinde olsun yeterki şu dünya görüşümden bir nebze faydalansın insancıklar prensibine bağlamak istiyorum...
aedene gelirsek; 10 üzerinden 7 verdiğim bir kitaptır.ana fikir, hatunun kitaplarının genelinde belirttiğim üzere çok başarılı, ama 600 sayfayı okumaya değmeyecek kadar bıktırıcı, bazı yerlerindeki saçmalıklarıyla tısssssslattıracak kadar usandırıcı bir kitap...
Hakkındaki yazılarla fazla abartılmış bir kitap. Kitabı kendimi zorlayarak bitirdim fakat içimde tamamen bir zaman kaybetmiş olmanın bıraktığı burukluk vardı.