Aynı bağlamda sevgilinin bir rakip ya da ölüm nedeniyle yitirilmesi, tutkuyla seven kimse için başka bütün acılan aşan bir acıdır; çünkü bu acı, transzendental tarz bir acıdır ve seveni sadece acı olarak etkilemekle kalmayıp ona essentia aetema’sı (ebedi öz-selliği) içinde; yani özel iradesi ve görevlendirilmesi sonucu burada (dünyada) yetkili kılındığı türün hayatının içinde de saldırır. Bu nedenle kıskançlık öylesine işkence verici ve gazap doludur ve sevgilinin bir başkasına bırakılması bütün fedakârlıklardan daha büyük bir fedakârlık (kurban olma durumudur.) Bir kahraman, aşk yakınmaları, sızlanmaları dışında bütün her türlü yakınmadan, sızlanmadan utanır; çünkü aşk içinde kuyruğunu sallayan onun kendisi değil, türdür.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Başarısızlık, her türlü açıklamanın ve olanak alanına girebilecek her türlü yorumlamanın ötesinde, hiçliği değil, aşkın varlığını göstermiyor mu?” İnsan güveninin kör bir edimiyle birdenbire her şeyi açıklayıveren bu varlığı, “genelin ve özelin anlaşılmaz birimi” diye tanımlar. Uyumsuz (sözcüğün en geniş anlamında) Tanrı olur böylece, bu anlama güçsüzlüğü de her şeyi aydınlatan varlık. Mantık açısından, böyle bir uslamayı getiren hiçbir şey yoktur. Buna bir sıçrama diyebilirim.
“Tek çıkar
yol, insan yargısı için bir çıkış yolu bulunmayan yerdedir,
diyor. Böyle olmasaydı, Tanrı’yı ne yapacaktık? Kişi ancak
olanaksızı elde etmek için Tanrı’ya yönelir. Olabilene gelince,
insanlar yeter onu bulmaya.”