Nilly

8/10
·270 syf.··
2020 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2020 15:56
Çıkamıyorum Ahmet Ümit'ten, sanırım bütün kitaplarını okumadan da çıkamayacağım. Sis ve Gece okuduğum dördüncü kitabı fakat itiraf etmeliyim ki aynı zamanda şimdiye kadar okuduklarımın içinde beni derinden sarsan ve etkileyen kitabı. Zaman zaman saçımı başımı yolduracak kadar feminist duygularımı ayaklandırsa da, ''kim kalbine söz geçirebilmiş ki'' demeden de kendimi alamadım. İstihbaratçı Sedat'ın bir anda ortadan kaybolan yasak aşkı Mine'yi çaresizce aramasını sevdim, karısı Melike'nin sessiz çığlıklarını, istihbarat örgütünün içindeki entrikaları, 1996 yılının Türkiye'sinde; teşkilatlar, örgütler, göz altında işkenceler, solcular, devrimciler gibi toplumsal olayları yalın bir dille anlatışını ve geçmişle yüzleşmesini sevdim. Kitap da beni en çok etkileyen bölüm, Cuma'nın hayat hikayesiydi, okurken çok ağladım ve sonradan öğrendim ki Sis ve Gece'nin filmi de varmış, 2007' de vizyona girmiş. Oyuncular Uğur Polat, İlyas Salman'mış ve seyirciyi en çok etkileyen sahne de Cuma'nın hikayesiymiş. Filmi henüz izlemedim ama izleyeceğim. Fakat kitabı okuyan biri olarak kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
Sis ve GeceAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201324bin okunma
Reklam
8/10
·432 syf.··
2020 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2020 01:49
2700 sene önce Mezopotamya' da bir imparatorluk olan Hititler'in yazmanı Patasana. Günümüzde o yörede Patasana'nın tabletlerini arayan arkeolog Esra ve ekibi. Patasana'nın tarihe ışık tutacak olan itiraf niteliğindeki tabletleri dilimize çevrilirken, yörede işlenen cinayetleri çözmeye çalışan Yüzbaşı Eşref... Polisiye roman sevmem deyip, karantina sürecinde arka arkaya üç Ahmet Ümit okuyan bir ben varım galiba... Patasana okuduğum üçüncü Ahmet Ümit kitabıydı. Yazarın yalın dilini, kitaptaki karakterlerini, yaşadığımız toplumun kanayan yarası olan bazı toplumsal olaylara yer vermesini, tarih barındırmasını ve yine herkesten şüphelenmemizi sağlayıp sonra o şüpheleri domino taşı gibi devirmesini sevdim. Üç kitapta da dikkatimi çeken detaylardan biri de, kendine güvenen, güçlü, mücadeleci ve başarılı kadın karakterlerdi. En nihayetinde ataerkil, erkek egemen toplumda yetişmiş bir kadın olarak, kitapta kurgulanmış bir karakter de olsa, güçlü kadın profilleri çizmesi yazara karşı sempatimi biraz daha arttırdı, umarım okuyacağım diğer kitaplarında da bu kadın karakterlerle karşılaşırım. Karantinada Mayıs ayında sıcaklığın 47 dereceleri, hissedilenin 60 dereceleri bulduğu canım memleketim Mersin'de bir de niyetli olmaktan mütevellit Ahmet Ümit'in, ''Suyun tatlı serinliği kurumuş dudaklarımı ıslatarak, ağzıma yayıldı. Bir anlığına da olsa günün sarı sıcağı, yüreğimin kara kederi gerilerde kaldı. Gökyüzünün kutsal sıvısı damarlarımdan bütün bedenime yayıldı, ruhumu yıkadı.'' diyerek tanımladığı su içme eyleminin o an hissettirdiği duyguyu anlatmaya kelimeler yetmez.. :)) Kısacası kitap çok güzel, çirkin olan insanoğlunun 2700 sene önce de, 2700 sene sonra da değişmeyen hırsı ve zalimliği. Keyifli okumalar...
PatasanaAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201929,4bin okunma
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 00:00
Kendisini 21 sene önce terk eden eski sevgilisi Nüzhet'i hala aşkla ve umutla bekleyen, psikojenik füg (hafıza kaybı) ve şizofren hastası, tarih profesörü Müştak Serhazin... Hayatını kariyerine adayıp, ülkesini ve sevgilisini terk edip gittikten sonra dünyaca ünlü tarih profesörü olan Nüzhet... Nesillerce anlatılan Büyük Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul'un fethi... Olaylar Nüzhet'in 21 sene sonra Müştak'ı arayıp evinde yemeğe davet etmesinin, Müştak'ın kriz geçirmesine ve kendisine geldiğinde Nüzhet'in kapısının önünde olduğunu fark edip, içeride ise Nüzhet'i kendisinin hediye ettiği Osmanlı Tuğralı gümüş mektup açacağını boynuna saplanmış halde bulmasıyla, ''acaba ben mi öldürdüm?'' şüphesinin hayatını kabusa çevirmesiyle başlıyor. Yazar tarih profesörleri olan karakterlerinin olay örgüsüne, 19 yaşında tahta çıktıktan sonra 21 yaşında İstanbul'u fetheden Fatih'in, yıllarca tartışmalara sebep olan kardeş katli fermanını İstanbul'un fethiyle harmanlayıp, işlemiş. Ama kararı okuyucuya bırakmış. Yazar karakterlerden yine tek tek şüphelenmemizi sağlayıp, sonra tek tek çürütmüş. Müştak'ın, ''o benim delice tutkum, hiçbir zaman iyileşmeyecek yaramdı.'' dediği Nüzhet'i, 21 sene umutsuzca bekleyişi ve bu bekleyişin ilk 7 senesi her ay düzenli bir şekilde mektup yazması, psikojenik füg hastası olmasını mı tetiklemişti, şizofren olmasını mı? bilmiyorum ama aşkına ve sabrına hayran kaldım. Ne diyordu Dostoyevski, ''İyi adamlar yalnızlıktan ölüyor. İyi kadınlar ise kötü adamların balkonundan gökyüzüne bakarken.'' Altını çizdiğim satırları eklemezsem eksik anlatmış olurum. Yazar faydalandığı kaynaklardan Fatih'i anlatırken, ''Farklı dinlerden, farklı dillerden, farklı insanlardan oluşsa da bir dünya imparatorluğu
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201924,6bin okunma
8/10
·418 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2020 18:44
Bu zamanlarda yaşayan insanlar olarak, hepimizin fotoğraf, gazete kupürü gibi belgeleri arşivleyerek, yaşadığımız toplumsal olayları gelecek nesillere aktarmamız gerektiğini düşünüyorum. Ahmet Ümit'in kitabında, toplumun kanayan yarası olan bazı toplumsal olaylara yer vererek gelecek nesillere aktarması da kitabı benim gözümde daha değerli kıldı. Başkomiser Nevzat, yardımcıları Ali ve Zeynep gibi kitaptaki bütün karakterler bizden biriydi. Yılbaşı gecesi sokak ortasında işlenen cinayetle Tarlabaşı'nda yaşanan hayatları aralayıp, İstanbul'un tarihi ile de harmanlayınca güzel bir eser çıkmış benim için. Yazar her karakterden önce şüphelenmemizi sağlayıp sonra o şüpheleri tek tek çürütse de acabalarla bırakıyor okuru. Sonunda aklımızdan geçen karakterlerden biri katilimiz, ama kim? Kitapta sevdiğim ayrıntılardan biri de şu korona günlerinde elimizden hijyen için düşürmediğimiz kolonya ile ilgili Nevzat Başkomiser'in, ''Hoş geldin faslından sonra hemen kolonya ikram edildi. Aptalca gelebilir, ama gitgide kaybolmaya yüz tutan bu eski geleneklerle her karşılaştığımda içim ısınır, büyük bir mutluluk duyardım. Mis gibi limon kolonyası kapladı küçük salonun her yerini.'' dediği satırları okurken, ''merak etme Başkomiserim korona hatırlattı o eski gelenekleri bize ama 400 ml'sine 7 tl verdiğimiz kolonyaya artık 30 tl öderken bizim içimiz pek ısınamıyor'' demekten kendimi alamadım. Zeynep'lerin evindeki yemekte Ali'nin süklüm püklüm halleri ve milli yemeğimiz kuru fasulye, pilav, sarma, dolma da benim içimi ısıttı, daha bir benimsetti kitabı. Biz de yemeğe gelen misafire portakallı ördek ikram etmiyoruz zaten. Pek polisiye roman sevmediğimden, okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabıydı ama son olayacak. Ha unutmadan! yazarın kitabın bazı bölümlerinde satır aralarına yerleştirdiği enfes
Beyoğlu'nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,4bin okunma
7/10
·368 syf.··
2019 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2019 13:00
''Hala beni düşünüyor musun? Matt Ben arkama yaslanıp ayaklarımı yukarı dikmiş, değişimi reddedip dünyayı görmezden gelirken ve anlamlı hiçbir şeyi umursamazken yaşam son hızla yanımdan geçip gidiyordu'' Kitap bu cümlelerle başlıyor. Öğrencilik yıllarında yurtta tanışıp aşık olmuş fotoğraf öğrencisi Matthias ile çello öğrencisi Grace'in teknolojinin gelişmediği, internet ile haberleşmenin matah ücretler olduğu zamanlarda ileteşememekten sebep yanlış anlaşılmalardan (ileteşememek ne demek diye sormayın. Ben bir sms'in 2 kontör olduğu, bir sms'e yazmak istediklerimizi sığdırmak için sesli harfleri kullanmayarak karakter sınırlaması yapan, şimdinin 50 Tl'si gibi bir meblaya 100 kontör yükleyip 50 sms atılabilen nesildenim. Kim bilir kontörsüzlükten, ileteşememekten ne aşklar yarım kaldı, bitti. Şimdilerde 30 tl'ye 5000 sms alıp, hala aşksızım diyenlerin kendi beceriksizliği. Hey gidi yıllar hey... Tabii bu işin esprisi böyle şeyler kader kısmet meselesi.) on beş sene ayrı düşmeleriyle ve on beş sene sonra metroda karşılaşmaları ve konuşmaya fırsat bulamamalarıyla devam ediyor. Grace'i metroda gördükten sonra Matt'in Grace'i internette arama çabaları da sonuç vermeyince, Matt'e göre evrene mesaj atmaktan farkı olmayan Kayıp Bağlantılar İlanları'na arkadaşının ısrarlarıyla son bir kere daha şansını denemek için yazıyor. ''Yeşil Gözlü Muhabbet Kuşuna: Seni gördükten sonra tüm hayallerim, çocukluk anılarım geldi gözümün önüme. Biliyorum, çılgınca gelecek sana, belki de mektubumu okumayacaksın. Yine de her zaman ikinci bir şans vardır; bunu sen de biliyorsun. Haydi bir çılgınlık yapıp on beş yıllık kaybımızı arayalım...'' Matt'in tabiriyle evrene mesaj atmasından sonra aradan geçen on beş yılda neler yaşanmış bölüm bölüm
İki Yabancı Olmadan ÖnceRenee Carlino · İndigo Kitap · 2015596 okunma
Reklam