Yıl 1994...
Nisan...
Ablam 2 yaşında. Babam Erciş'te usta birliğinde. Ablamın da dillendiği zamanlar artık. Aile büyüklerimiz, konuşturmaktan büyük zevk alıyorlar. Telefon yok. Babamın sesini duyamıyor yani ablam, fotoğraflarını gösteriyorlar, sürekli ondan bahsediyor annem, unutturmuyor. "Taaa Van'da baban!" diye öğretiyor ablama.
Bir gün akşam oturmuş evde herkes,anneannemler de var, çaylar içilirken evin içinde koşturuyor ablam. Annem peşinde koşmaktan illallah demiş, alıyor oturtuyor yere.
"Nerde kızım baban?" diyor. Ablam elini kaldırıyor işaret parmağı havada, "Taavanda!" diyor gösterdiği yere bakarak.
Gözünden yaş geliyor herkesin gülerken. Dünyanın öbür ucunda, çektikleri acılar yüzünden göz pınarları kurumuş insanlardan haberleri yok. 800.000 kişinin katledildiği o kısa sürede ailemin küçük eğlencesi oluyor ablamın "tavan" hikayesi...
Ruanda...
Erzurum büyüklüğünde bir Doğu Afrika ülkesi. Batısında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, kuzeyinde Uganda, doğusunda Tanzanya, güneyinde Burundi.
Kahve ve çay ihracatında önemli bir yere sahip olan Ruanda, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra Belçika'nın sömürgesi haline geldi. Belçika, ülkeyi Tutsi ve Hutu ırkı olarak ikiye böldü ve ülke nüfusunun %10'unu oluşturan Tutsileri fiziki özelliklerinden ötürü üstün ırk ilan etti. Hutu halkı ikinci sınıf muameleye tabi tutuldu, eğitim, sağlık, iş imkanları kısıtlandı. Tutsiler yönetenler, Hutular yönetilenler oldu.
İkinci Dünya Savaşı sonrası değişen dengeler, Belçika'nın bölgedeki hâkimiyetini kısıtladı, Fransa da Belçika'yla birlikte Ruanda üstünde sömürge kurmaya başladı.Azalan Belçika hakimiyeti Hutular için varlıklarını gösterme fırsatı yarattı. 1960'lardan itibaren Hutu zulmü başladı, birçok Tutsi öldü ya da göçtü.
70'li yıllarda darbeyle ülkenin başına geçen Hutu