Nilyecim

Nilyecim
@Nilyecim
Okumak
"Aman, okuma. Daha kötü olursun. Dediğine göre, kontrol bizde değilmiş. Psikemizin bilinç dışında kalan kısmı tarafından yönetiliyormuşuz. Kendimize dair gerçekleri ancak rüyalarımızda bulabilirmişiz. Çoğu insanın özgür olmak istemediğini söylüyor. Çünkü özgürlük sorumluluğu getiriyor ve insanların çoğu sorumluluktan korkuyor."
Sayfa 200
Reklam
Ahlak
"Bugünlerde ahlaki pusula diye bir şeyden söz edip duruyorlar ve bence bu doğru bir tabir. Kendimiz için neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, kuzeyimizi ve güneyimizi her zaman için biliriz. Kendine güvenmek zorundasın, Anton. Birileri sana yanlış yol tarif edebilir, seni yanlış dönemeçten döndürebilir. Onlara güvenmemelisin. Bana bile güvenmemelisin. Araba reklamlarında ne diyorlar? Navigasyon sistemleriyle ilgili? 'Fiyata dahildir.' Doğru ve yanlışa dair bilmen gereken her şey sende var. Fiyata dahil. Müzik gibi. Dinlemen yeter."
Sayfa 149
7/10
·344 syf.·
2025 14. kitabı
Kitapta, Amerika'dan Londra'ya taşınan ve aradığı aşkı Rory Hughes'da bulduğunu sanan 26 yaşındaki Adelaide Williams'ın hikayesini okuyoruz. Geçmiş travmalarına rağmen yeniden aşka kapılarını açan Adelaide, kendini masalsı bir aşk yerine, hayal ettiğinden çok uzak şeylerle karşılaşır. Bu hikaye, birçok genç kızın içindeki o tanıdık yaraya dokunuyor. Sevmek bizim için ne kadar kolay da olsa, mesele sevilmeye gelince defalarca kez kendimizi suçlarız. İlişkilerdeki haksızlıklara, saygısızlıklara göz yumar, sevdiklerimizi ve en önemlisi kendimizi geri plana atarız. Ne yazık ki, dünyamızın merkezini o insan haline getirme eğilimimiz, bu hikayede Adelaide'ın yaşadığı acının kaynağı oluyor. Yazar, genç kadınların bu "sevilme mücadelesini", kendini yetersiz hissetme ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini o kadar dürüstçe ele almış ki, okurken birçok genç kızın kendinden bir parça bulacağına inanıyorum.
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,921 okunma
Sevmenin Bedeli
Çünkü gerçeği bilirseniz, yani sevmenin bedelinin eninde sonunda yas tutmak olduğunu bilirseniz kimseyi sevemezsiniz. Asla bu tuzağa düşmezsiniz. Ama bir kez düştüğünüzde —aklınıza, mantığınıza rağmen birini ya da bir şeyi sevdiğinizde— bırakmak istemezsiniz. İptal edilen akşam yemekleri, cevapsız kalan mesajlar... Bunların hiçbiri artık önemli olmaz.
Sayfa 186