Oyun,dans,müzik,din ve eğitimin birbirinden ayrılmaz olduğu bir dönemde ülkelerini kurmuşlar ve bunları kendi ayrı çizgilerinde devam ettirip geliştirmek yerine, aralarındaki bağı korumuşlardı.
Zengin yaşama deneyiminin her adımında, inceledikleri örneğin geniş bir mercekten, sonsuz sayıda ortak çıkarla ilişkisi olduğunu görüyorlardı. Öğrendikleri şeyler ilk andan itibaren ~bağlantılıydı~, hem birbirleriyle hem de ulusal refahla.
Sayfa 130 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Eğitildiklerini asla fark etmiyorlardı. Bu şamatalı deney ve başarı ortaklığının, yıllar içinde iyice sağlamlaşan o yakın, güzel birlik duygusunun temellerini attığını hayal bile edemezlerdi. Bu bir yuttaşlık eğitimiydi.
Sayfa 141 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İnsan hayatı karşılıklı olarak kandırılıp hiçbir şeyin farkına varmadan birbirlerini incittiği ve bu tuhaflığın bariz bi şekilde ortada olduğu örneklerle dolu. Ancak benim karşılıklı kandırılmaya bir ilgim yok.
Yine de, durum buysa, buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar? Bu kadar katı egoist olabilirler mi? İşlerin böyle olması gerektiğinden o kadar eminler ki kendilerinden bir kez bile şüphe duymuyolar mı? Eğer öyleyse, sanırım katlanmak daha kolay olabilir.